Militanlığın diline karşı – Wolfi Landstreicher

machorka54reeeeeeeeeeeeeeMaalesef, son yıllarda, sosyal çatışma çerçevesinde ortaya çıkan bir çok yazı, bahsettikleri ayaklanmaların enerjisine ters düşen katı, sert, tembel ve ölü bir dille yazılıyor. Bu, tüm olasılıklara karşı kendini yaratan bireyin özgürlüğünün değil, militanlığın dilidir. Muhtemelen, bu kısmen de olsa günümüzün bir çok çatışmasının zamanın şiddetinden kaynaklanmasıyla alakalı; bunlar mevcut sosyal, politik ve ekonomik gerçekliğin zorluklarına olan yanıtlardır. Ancak böyle bir yanıt bu gerçekliğe nasıl karşı koyabilir? Verdiğimiz yanıtın tek metodu, dayatılmış bu gerçekliğin reddine yansımamalı mıdır?

Militanlık, aslında birinin çıplaklığını örten, sertleşen ve birinin hareketlerini kısıtlayan zırhlı bir deli gömleği olduğunda sadece tutku ve şiddet olarak algılanır. Ciddiyet, aslında soyutun, geleceğin, davanın, geçmişin kölesi ve başka bir kendini hapsetme biçimi olduğunda cesaret olarak algılanır. Her an yaşamlarımızı idame etmek için savaşırken tereddüdsüz olarak reddetmemiz gereken şey bu değil midir?

Muhtemelen sorun şu ki, sosyal çatışmada yer alan bir çok insan, kendisini kendi hayatlarını yaratan, kendi yaratım sürecinde engellerle karşılaşan ve bu engelleri yok etmek için savaşan özgür insanlar olarak görmüyorlar, aksine kendilerini sadece baskıya direnen ezilen insanlar olarak görüyorlar.

Projemiz baskıya direniş haline geldiğinde, bize baskı uygulayanı merkez haline getirdiğimizin farkına varmak için baskı gerçekliğini gözardı etmemiz gerekmiyor. Kendi yaşamlarımızı kaybediyoruz ve bununla birlikte yolumuza çıkan her ne olursa olsun onları yok etme kapasitemizi de kaybediyoruz. Direniş düşmanın projelerine odaklandığında, bu bizi savunmaya hapseder ve kendi projelerimizden alıkoyarak yenilgimizi (zaferde bile) garanti eder.

Diğer taraftan, şayet, bizler dünyada özgür ve amaçsız varlıklar olarak hareket etmekte ısrar ederek, kendi yaratım projelerimizden başlarsak, yöneticilerle, sömürücülerle, polislerle, rahiplerle, hakimlerle, vs. karşı karşıya geleceğiz, esasen baskıcılar olarak değil, direnmekten ziyade yok edilmesi gereken yolumuzdaki engeller olarak onlarla karşı karşıya geleceğiz.

Sadece bu bağlamda, yıkım, çalışma mantığına kafa tutan ve fevkalade olan için süpriz bir gerçeklik yaratan tam anlamıyla yersiz bir eylem olarak kendi asi, şiirsel, devrimci anlamını kazanır. Ancak o zaman yıkım neşeli hale gelir.

Wolfi Landstreicher

Kaynak: Vagabond Theorist

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code