Bu bir ‘1 Mayıs’ çağrısı değildir!


1 Mayıs üzerine söylenebilecek artık çok fazla söz kalmadı. Tüm taraflar söyleyeceklerini söylediler. Her yıl hatta hergün tekrar eden aynı döngü bu sene de yaşanacak: Çatışma!

İşte bizim 1 Mayıs’lardan beklentimiz tam da budur. 1 Mayıs’lar bizim için Emek Hareketinin daha sosyal ve adil bir devlet veya emeğin iktidarı için seferber olunması gereken bir gün değil, kapitalizme, sanayi sistemine, devlete ve kurumlarına, tüm sömürü, ayrımcılık ve tahakküm biçimlerine karşı öfkenin ifade edildiği günlerden birisidir.

1 Mayıs, devletle isyancılar arasında bir hesaplaşmanın günüdür. İsyancıların kaybedeceklerini bile bile kavgaya girmeye hazır olduğu rutinleşmiş de olsa gözden kaçırılamayacak eylemlerden birisidir. Her topluluğun, her otonomun, her örgütün ve her bireyin kitlesel bir meydan okuma içerisinde kendi gücünü test ettiği günlerden birisidir. 1 Mayıs tüm klişeliği ile birlikte, bu çerçevede düşünüldüğünde devrimcilerin, isyancıların ve biz anarşistlerin tüm yıl boyunca mücadele azmini yükselten bir motivasyon kaynağı olan eylemlerden birisidir. Devletin izin verdiği, çatışmasız 1 Mayıs’ların bile kalabalıkların motivasyonunu yükseltmekte bir rolü vardır. Belki de, tüm yıl boyunca görüşmeyen isyankar bireylerin bir araya gelmesini veya tanışmasını sağlar, farklı ama birbirine yakın eğilimlerden insanları yan yana getirir ve devlete karşı yalnız olmadığımızı bir kez daha hatırlatır.

Kısacası 1 Mayıs’ın bizim için iki önemli anlamı var: Bir araya gelme ve Çatışma!

Benzer ve yakın duygulara sahip olan anarşistler olarak devlete karşı isyanın aktif bir unsuru olmak istiyorsak, sadece 1 Mayıs’larda değil, tüm yıl boyunca bir araya gelebilmenin, koordineli ve örgütlü hareket etmenin hayatiliğini anlamamız gerekiyor.

Artık her 1 Mayıs’ta mobilizasyon çağrısı yapmaktan veya duymaktan bıktık. Kafa kol ilişkileriyle korteje bayrak tutacak daha fazla ‘adam’ toplamanın hesabında olan otoriter örgütlerin samimiyetsizliği karşısında, anarşistler bayrak ve tabela şovu yöntemiyle devlet dairesi gibi işleyen efsane örgütü yaratmanın değil, anarşist birey ve topluluklar arasında zaman ötesi bir şebekeyi ve koordinasyonu yaratmanın peşinde olmalıdır.

Keza, devletin yeni güvenlik yasasına, yükselen resmi ve sivil faşizme, seksizme, homo/transfobik saldırılara, yabancı düşmanlığına, doğa ve hayvan katliamlarına karşı mücadele liberallere, otoriter muhalefete ve parlamentaristlere bırakılamayacak kadar hayatidir. Tüm bunlar karşısında çatışmanın ve kavganın asli unsuru anarşistler olmalıdır.

Bu sene 1 Mayıs’ta bizim ne yapacağımızı soracak olursanız; o gün İstanbul sokaklarında devlete karşı bir kavga yürütülürken, evlerimizde oturup sosyal medyada 1 Mayıs’ın klişeliği konusunda ahkam kesmeyeceğiz, kalabalıkların ardına saklanıp ordan oraya sürüklenmeyeceğiz, dost ve yoldaş bildiklerimizle birlikte hareket edeceğiz. O gün devlete, kapitalizme ve baskı araçlarına karşı ne yapılması gerekiyorsa onu yapacağız.

BİRBİRİNİZİ BULUN!

* Bu metin Anarşist / queer / vegan gün‘de (11 Nisan 2015) dağıtılan bültende yayınlanmıştır.
v4HGpQ8

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code