Olimpiyatlara Hayır Girişimi: Olimpiyatları Neden İstemiyoruz?

mansetolimpiyat1Olimpiyatlara Hayır girişimi, “Olimpiyatları neden istemiyoruz?” başlığı altında bir rapor yayımladı. Hazırlanan metinde olimpiyatların kirli yüzü 6 kısımda incelendi. Mahalle yıkımları ile zorla yapılan tahliyeler, olimpiyatların maliyeti, doğa ve çevre katliamı, bezdiren altyapı çalışmaları, iflas eden planlama ve TOKİ’nin hegemonik gücü metnin alt başlıklarında ele alındı.

Olimpiyatlara Hayır girişiminin hazırladığı metin:

Olimpiyatları Neden İstemiyoruz?

1. Mahalle yıkımları ile zorla tahliyeler

“Kentinizi yoksullardan temizlemek mi istiyorsunuz, Olimpiyatların ev sahibi olun [1]!’’

‘‘Biz aslen emekçi sınıf topluluğuyuz. Bize önerdiğiniz şey, şirket çıkarlarınız uğruna, toplumsal temizlemedir[2]’’

Alt gelir grupları ve emekçilerin mahallelerine yönelik zorla tahliyeler ve yıkımlar Olimpiyatların kirli /kanlı yüzüdür. BM önceki Konut Hakkı Raportörü Miloon Kothari’ye kulak verirsek:

“Dünyada bütün büyük spor organizasyonlarının (olimpiyat, dünya kupası vb) yapıldığı kentlere baktığımızda bunların hep negatif etkisini görüyoruz. Dünyadaki bütün örnekleri inceledik, olumlu katkısının olduğu tek bir örnek yok. Bu kentlerde zaten öncesinde kentsel dönüşüm süreci başladıysa, yani fakir mahalleler çeşitli bahanelerle ayrıştırılarak kent dışına sürülüyorsa bu bir alışkanlık haline geldiyse, olimpiyat da bunun için başka bir bahane oluyor. Hükümetler zaten içinde alışveriş merkezlerinin, lüks konutların olduğu ancak yoksulları görmek istemediği modern kentler yaratmak istiyorsa olimpiyatlar bunun için çok iyi bir fırsat sunuyor. Çünkü dış yatırımcıyı çekiyor, yeni altyapı projeleri ihtiyacı doğuruyor[3].”

1998’den 2008’e Olimpiyat Oyunlarına ev sahipliği yapan kentleri inceleyen COHRE, 4 milyondan fazla insanın zorla tahliye edildiğini raporlamış.. Konut Hakkı Raportörü Rolnik’in geniş kapsamlı raporu ise zorla tahliye sayılarındaki artışın yanı sıra, mega-etkinliklerin soylulaştırmadaki rollerini, neden oldukları kira artışlarını ve ayrıca sosyal konut politikaları üzerindeki olumsuz etkilerini istatistiklerle belgeliyor.

Raporlara göre ev sahibi kentlerin hal-i-pürmelali:

-1992 Barcelona: Altyapı inşaatları ve kenti güzelleştirme bahanesiyle tarihi merkezlerdeki mahalleler ile Roman mahallelerinin yerleşik nüfusları zorla tahliye edilmiş ve 2500 kişi etkilenmiş. Kentin Olimpiyat Oyunları süresi boyunca (Ev sahipliğinin açıklanmasından itibaren Oyunları da içeren 5 yıllık süre) konut fiyatları %131 artıyor; aynı dönemde ülke genelindeki artış ise %83. Olimpiyatların ardından, 1993’de, konut fiyatlarındaki artış sadece % 2 oluyor.

-1996 Atlanta: 30 bin kişi yerinden edilirken, 2000 sosyal konut ünitesi yıktırılmış. 1991 senesinde aylık kira artışı sadece %0.4 olan Atlanta’da, 1996’da Olimpiyat Oyunları öncesinde bu rakamın %7.9’a çıkmasıyla, alt gelir gruplarından 15.000 kenti terk etmek zorunda kalıyor.

-1988 Seul: 720 bin kişi zorla tahliye edilmiş. Daire fiyatları, 1988’in ilk 8 ayında % 20,4 artarken, arazi fiyatlarındaki artış % 27’ye, 1978’ den bu yana en yüksek rakama ulaşmış.

– 2000 Sydney :Olimpiyat Oyunları dönemini içeren 5 yılda konut fiyatları %50 artıyor, ülke genelindeki artış ise %39.

-2008 Pekin: 1 milyon 250 bin kişinin zorla tahliyesine sebep olmuş. “Çağdaş Çin imajının yeniden inşası Pekinlilerin yaşam alanları pahasına gerçekleştirilmiştir” diyor bir araştırmacı. Çin Hükümeti, Olimpiyat bahanesiyle Pekin’in yerleşik mahallelerini ve tarihi Dazhalan bölgesinş yıkarak buraları alışveriş merkezleri, lüks rezidanslar ve spor tesisleri ile donatmış.

-2010 Dünya Kupası’nın şenlikli yüzünün gerisinde, Güney Afrika Durban’da yerlerinden edilen, konutları yıktırılan, işlerini kaybeden ve aynı zamanda şiddet gören kent yoksullarının dramı var.

-Yeni Delhi’de 2010’daki İngiliz Milletler Oyunları için boşaltılan 19 mahalleden 17’sinden 400 bin kişi zorla tahliye edilmiş ancak buralarda hiçbir spor organizasyonu gerçekleştirilmemiş. Oyunlar bahanesiyle boşaltılan bu mahallelerin yerlerine alışveriş merkezleri ve lüks konutlar yapılması bekleniyor[4].

-2012 Yaz Oyunlarının ev sahibi Londra’da, Olimpiyat Köyü civarındaki alt gelir grubu mahalleleri ile sosyal konut alanlarından nüfuslar tahliye edilmiş. Olimpiyat köyü civarlarındaki bölgelerde gayrimenkul fiyatlarındaki artış %1.4’den, kentin ev sahipliğinin ilanıyla, %4.6’ya çıkmış. Aynı dönemde, kentin diğer bölgelerinde artış sadece % 0.2.

“Bizler temek hakların daimi ve sistematik bir şekilde ihlalleriyle karşı karşıyayız öyle ki temel hakları içermeyen demokrasi kelimesinin karşılığı güldürüdür[5]“.

-2014 Dünya Kupası ile 2016 Olimpiyatlarının ev sahibi Brezilya’nın favelalarından da temel hakların ihlalleri ve kenti temizleme operasyonları duyuluyor. 6 bin yoksul silah zoruyla tahliye edilmiş. Associated Press’e göre Rio’da sadece 2010’da 170 bin zorla tahliye var.

Bu maçı kim kazanıyor[6]?“

– 2014 Dünya Kupası nedeniyle: Rio’da 38,297,Sao Paola’da 89,200, Belo Horizonte’de 14,000, Curibita’da 6,000, Porto Alegre’de 32,000, Brasili’da 2,000, Cuiaba’da 3,200,Salvador’da 24,000, Recife’de 12,000, Natal’da 4,000, Fortoleze’de 20,000,Manaus’da 3,600…Brezilya’da 250,000 üzeri zorla tahliye tehdidi var; tesislere ayrılan bütçe ise 50 milyar dolar.

-“Dünya Kupası/Olimpiyat Halk Komitesi” adlı sivil insiyatif tarafından hazırlanan dosyaya[7] göre de yapılan hazırlıklar spor tesisleri ve ulaşım altyapısının yenilenmesinin çok ötesinde; yapılı çevrenin yeniden yapılandırılması yoluyla, sosyo-politik güç yapılarının, elitlerin çıkarına ve maddi olarak dezavantajlı grupların aleyhine olacak biçimde değiştiği vurgulanıyor.

-Zorla ve keyfi tahliyeler, şeffaflık ve demokratik katılım eksikliği, kurumsal yapıların yerini FIFA ve IOC gibi güç odaklarının alması ve yoksul mahallelerin askeri müdahalelere maruz kalmasının, Rio de Janeiro’da devam etmekte olan “sosyal temizlik” sürecinin olağan bir görüntüsü olduğu ifade ediliyor.

-Tesisleri ve altyapıyı tamamlamak için tanınan kısa süre ve dev organizasyonların demokratik süreçleri zedelemesi nedeniyle, ağır insan hakları ihlallerine de oldukça sık rastlanıyor.[8]

Esasen Brezilya’da Haziran ayında başlayan toplumsal protestoların nedenleri arasında, bütün bu olan bitenden dolayı yaşanan rahatsızlıklar büyük yer tutuyor.

2. Katlanan bütçeler: Kaybeden halk, kazanan sermaye

“Olimpiyat Oyunlarının da sebep olduğu müthiş ulusal borcun ödenebilmesi için uygulanan kemer sıkma politikalarına karşı Atina’da yapılan gösterilerde polisiye baskı ve denetim kullanılmaktadır[9].”

-2020 adaylık yarışından Roma’nın çekilme nedeni dardaki İtalya’ya getireceği mali yüktür.

-2004 Atina Olimpiyatlarının hesaplanan maliyeti 1,6 milyar dolarken, gerçekte 16 milyar dolara, 10 katına çıkmış. Yunanistan’ın bugünkü ekonomik krizinde Olimpiyat Oyunları’nın payı göz ardı edilemez.

-2012 Londra: 2005 yılında oyunlara ev sahipliğini kazandığında mali portre 2,37 milyar dolar olarak hesaplanmışken, bütçe gerçekte 4 katına 9 milyar dolara çıkmıştır.

-2010 Vancouver Kış Olimpiyatları’nda orijinal bütçe 660 milyon dolarken, Oyunların maliyeti 5 milyar dolar olmuş.

-1976 Montreal Olimpiyat Oyunlarının borçlarının geri ödemesi 30 yılda ancak tamamlanmış. Faizlerin ek maliyetinin de düşünülmesi gerek.

– İstanbul 2020’nin önerdiği 19,7 milyar dolarlık yatırım miktarının diğer adaylara göre-Tokyo’nun 4, Madrid’in 10 katıdır.

– Rakamın yüksekliği ulusal ve küresel sermayenin iştahını kabarttığından, İstanbul’un adaylığındaki özel sektör desteğinin de önemli bir nedeni. Nitekim, İstanbul 2020 sponsoru Koç Şirketler Grubu adına Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne (IOC) sunum yapan Ali Koç, “İş dünyasının Olimpiyatları büyük bir fırsat olarak gördüğünü”, “Türkiye’yi yeniden markalandıracağını” ve “Dünyadaki en iyi şirketlerle her şartta rekabet edebileceklerini” vurguladı[10].

-Özel sektörün bu desteği avantaj olarak ön plana çıkarılıyor; ancak IOC Değerlendirme Raporuna göre, bu destek 19,7 milyar dolarlık yatırım planının sadece 2,4 milyar dolaylık kısmından ibaret[11]. Özel sektör temsilcileri çıkarları doğrultusunda kampanyaya destek vermekteler (Ülker ve Doğuş Grubu da bunlar arasında[12]).

-IOC Değerlendirme Raporu’nun[13] giriş bölümünde, Türkiye Başbakanı tarafından ayrılmış 250 milyon dolar tutarında ‘Yenilik Fonu’ adı altında bir fona atıfta bulunuluyor. Bu miktarın, IOC tarafından ya da IOC ile birlikte belirlenen projelere destek sağlamak amaçlı olarak hibe edileceği belirtiliyor.

-Bütçelerin hiçbir zaman denkleşemediği hatta çoğunun 10’a katlandığı göz önüne alınırsa, 19,7 milyar dolar olarak hesaplanan İstanbul 2020’nin maliyeti ne olacak?

-Türkiye ekonomisinin kırılganlığı göz önüne alındığında, Olimpiyatların İstanbul’a verilmesi sevinilecek bir şey değil, Türkiye’nin geleceğini ipotek altına almakla eşdeğer[14].

-Bu kadar büyük bir bütçeyi, kentin kamusal binaları başta olmak üzere yerleşik mahallerini yerlerinden etmeden sağlamlaştırmaya, kentin başta trafik ve altyapı gibi birçok aksaklığını gidermeye, depreme karşı binaları sağlamlaştırmaya kullanmak varken, kısa sürelik bir şov uğruna, milyarlarca doları kentin denizini, ormanını, kültür varlıklarını heba etmeye harcamak, hele ki deprem de eli kulağında beklemekteyse ne kadar mantıklıdır?

-TOKİ İstanbul’da 1000 konutluk bir yatırımı 28 milyon TL’ye mal ediyor, dolayısıyla, depreme dayanıksız 200 bin konut 5 milyar dolara mal edilebilir. Bu da Olimpiyatlara yatırılacak paranın dörtte biri demektir. Tek başına bu rakam bile Olimpiyatlara harcanacak milyarlarla İstanbul’un depreme karşı nasıl sağlamlaştırılabileceğinin yeterli kanıtıdır.

3. Doğayı, çevreyi ve tarihi alanları heba eden devasa tesisler: Beyaz Filler

olimpiyat3“Atina’daki kentsel mekânın üretimini değerlendirirsek, kamusal araziler ziyan edilmiş, çevre heba edilmiştir….[15]”

Olimpiyatlar için inşa edilen yüzlerce tesis, Oyunların ertesinde, devasa cüsseleriyle filler misali atıl kalıyor, zarar verdikleri/yok ettikleri ormanlık alanlar, mahalleler, doğa ve çevre yetmezmiş gibi ayrıca çevre kirliliğine sebep oluyorlar; bakımları ise oldukça maliyetli. İstanbul Kurtköy’deki Formula 1 Pisti bugün ne işe yarıyor bilen var mıdır? Ya 2011 Dünya Üniversitelerarası Kış Oyunları tesisleri? Şimdi hepsi birer çürüyen tesis..

-Atina’da 2004 Olimpiyatları için inşa edilen 22 tesisten 21’i şu anda atıl durumda[16].

-423 milyon dolara mal olan Pekin’deki Bird’s Nest Stadyumu şu anda nerdeyse hiç kullanılmıyor. Yıllık bakımı 13 milyon doları aşarken, 91,000 kişilik stadyumda bu sayıya uygun etkinlik de bulunamıyor. Küçük ölçekli tesisler ise zaten tamamen atıl[17].

-Yine Pekin’deki Ulusal Su Sporları Merkezi ise yeniden düzenlenmiş ancak turist sayısı giderek düşmekte ve sadece giderlerini karşılamak için her sene 2 milyon ziyaretçi gerekiyor[18].

Bazı Beyaz Filler[19]:

Montreal 1976: Montreal Olimpiyat Stadyumu 134 milyon dolar olarak hesaplanmış ancak 1,47 milyar dolara mal olmuş.

Seul 1988: Seul Olimpiyat Parkı-Olpark 300 milyon dolar ve Seul Spor Kompleksi 180 milyon dolar.

Barcelona 1992: Olympiyat Stadyumu ve yakınındaki açık yüzme havuzu, Piscines Bernat Picornell

Sydney 2000: Sydney Olimpiyat Parkı

İstanbul: 2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nı 37 tesiste gerçekleştirmeyi planlıyor.

– Bu 37 tesisten 11’i hâlihazırda mevcut ve 5’i yenilemeye ihtiyaç duyuyor. Aralarında Olimpiyat Köyü ve Paralimpik Köy ile Medya Köyü’nün de bulunduğu diğer 26 tesisin, 20’sinin kalıcı, 6’sının geçici (sökülebilir) olması planlanıyor.

-Ancak Oyunlar sonrasında bu tesislerin nasıl dönüştürüleceğine dair soru işaretleri bulunuyor. Örneğin Oyunlar sonrasında bir açık hava gösteri tesisi olarak kapasitesinin düşürüleceği açıklanan Boğaziçi Stadyumu’nun[20] akıbetinin Londra Olimpiyat Stadyumu’nunkine benzemesi ve kalıcı hale gelmesi olası.

– Üstelik bu tesisler kentin tarihi bölgelerinde (Yedikule, Harem) kamusal mekânlarında (Haydarpaşa), yeşil alanlarında (Belgrat Ormanları ve Esenler) ve sahillerinde (Boğaziçi kıyısı) inşa edilecekler. Bu durumda, tarihi ve kültürel varlıklara zarar verebildikleri gibi, doğa ve çevre kıyımına da sebep olabilecekler.

4. Bezdiren altyapı çalışmaları, trafik ve güvenlik önlemleri

“Londra tecridi: Tazyikli su ve çelik bariyerler ayrıca satılır/Plastik mermiler küçük çocuklar için uygunsuz olabilir[21]“

Ev sahibi kentlerdeki sıkı polisiye tedbirler, özel güvenlik birimleri, denetim mekanizmaları ve baskı, genel olarak, kent sakinlerinin kenti kullanım özgürlüklerini engelleyebildiği gibi, kentteki alt gelir grupları, yoksullar, evsizler, mülteciler, azınlıklar ve dezavantajlı gruplara yaşamlarını dar ettirecek seviyelere de ulaşabiliyor. Bunlar demokrasi açısından sorgulanması gereken ciddi sorunlar.

-İnsan başına ve yapılı alanda metrekareye düşen güvenlik kameralarının sayısı bakımından dünyanın önde gelen kentlerinden olan Londra’da, Olimpiyatlar nedeniyle güvenlik önlemleri iyice sıkılaştırılmış, öyle ki yüksek binaların çatılarına füze sistemleri yerleştirilmiş[22].

-G4S adlı özel şirketin güvenlik görevlisi sayısını karşılayamaması nedeniyle, silahlı kuvvetlerden destek istenmişti. Ayrıca, yasalar vasıtasıyla, bu güçlere gerektiğinde şiddet kullanma hakkı da tanınmıştı[23].

– Koca bir inşaat alanına dönüşen Londra’da basitçe bir yerden bir yere gitmek zorlaşmıştır.

5. Planlamanın iflası

“Normalde şehrin bir master planı vardır. Ancak olimpiyatlar gibi büyük spor organizasyonlarında birden tepeden inme planlar yaratılıyor ve süreci ele geçiriyor. Şehir planlamasını yapmakla sorumlu kişiler devre dışı kalıyor. Ve başka birileri giriyor devreye. Bazen uluslararası olimpiyat komitesi, bazen dış yatırımcılar vb. Tüm bunların insanlar için yıkıcı etkileri var[24].”

BM Önceki Konut Hakkı Raportörü Miloon Kothari:

-Caddelerde devasa boydaki reklamlarını görerek öğrendiğimiz İstanbul’un 2020 Olimpiyat Oyunları adaylık dosyası için hazırlanmış olan master plandaki Olimpiyat köylerini 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planında göremiyoruz; tıpkı 3. Köprüyü göremediğimiz gibi.

-Plan raporuna göre: “1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı’nın temel felsefesini, doğal ve yapay çevre sistemleri arasındaki çatışmaların giderilmesi ve insan kitleleri ile doğal kaynaklar arasında kendi varlıklarını sürdürülebilir kılacak ilişkilerin geliştirilmesi oluşturmaktadır.” Ekonomi-ekoloji çelişkisi olarak bilinen, insanoğlunun refah düzeyini yükseltmek amacıyla ekonomik faaliyetlerin doğal çevre üzerinde yoğunlaştırması ve sonuçta çevre değerlerinin geri dönüşü çok zor olan veya olmayan biçimde yitirilmesi olarak tanımlanan bu ilişki halkın fikri sorulmadan yapımına başlanan bir diğer proje ile, 3. Köprü projesi ile ciddi bir çelişki içindedir. 3. Köprü’nün ucu ise 4 farklı yerde konumlandırılması öngörülen Olimpiyat köylerine çıkıyor.

6. TOKİ’nin hegemonik yetkisi ve gücü

İstanbul çevre düzeni planı notlarında “Plan’da gösterilen orman alanlarına ait sınırlar şematik olup, yasal bağlayıcılık oluşturmaz. Orman alanlarına ilişkin kesin sınırlar Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan alınacak görüş çerçevesinde alt ölçekli planlarda netleştirilecektir.” denilmesine rağmen plan yapma yetkisi artık Çevre ve Orman Bakanlığı yerine İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ve TOKİ’nin elinde.

-Oyunlarla ilgili tüm tesis ve altyapının imarından da TOKİ bünyesinde kurulacak “TOKİ Oyunlar Birimi” sorumlu olacak. Bu sorumluluk, tüm kalıcı ve geçici tesisler için arazi edinimi, tasarımı, inşaatı ve teslimini de kapsayan oldukça geniş yetkiler içermekte.

-Olimpiyatlar için gereken tüm tesislerin ihaleleri de TOKİ’nin elinde. Tarımsal niteliği korunacak alanların ve su havzalarının yeni kanunlarla yapılaşmaya açılmasıyla ve TOKİ’nin yetkilerinin arttIrIlmasIyla hükümetin önünde Olimpiyat adaylığı gibi talan projelerini gerçekleştirebilmek için hiçbir engel kalmadı.

-Olimpiyat Oyunları için yapılacak kamulaştırma çalışmaları, araziler ve ihalelerle ilgili süreçleri hızlandırmak üzere TOKİ’nin Olimpiyat Kanunu’na başvurmasının da önünü açacak. Zira Olimpiyat Kanunu’nda, Oyunlar’la ilgili tüm projelerin teslimini güvence altına almak amacıyla, birçok Kamu İhale Kanunu hükmünden muafiyet öngörülmekte[25].

– TOKİ daha şimdiden Olimpiyat Stadyumu’nun da yer aldığı, 11 tesisle Olimpiyatın merkezini oluşturacak Olimpik Şehir Bölgesi’nde TOKİ finansmanı ve özel sektör ortaklığıyla 600 bin kişilik bir şehir inşa etmeyi öngörüyor. Bu kapsamda Olimpiyatlar için inşa edilecek Uluslararası Yayın Merkezi ve Ana Basın Merkezi’nin, bu şehre hizmet edecek ticaret ve alışveriş merkezine dönüştürüleceği belirtiliyor[26].

– TOKİ’nin belirleyici rol üstlendiği Ayazma ve Sulukule ( Kuzey Ankara Girişi, Çinçin, Uzundere, Samsun 200 Evler …..) gibi kentsel dönüşüm örneklerinde açıkça gördüğümüz sorunların TOKİ eliyle gerçekleşecek Olimpiyat gerekçeli bir dönüşümle daha da derinleşeceği su götürmez bir gerçek.

Mega etkinlik/leri deneyimleyen kentlerin başlarına gelenleri yukarıda maddelendirdik.Bu ciddi sorunların yanı sıra sayamadığımız bir çok sorun Olimpiyatlar ile mega etkinliklerin kirli, karanlıkyüzlerini oluşturmakta.Merkezi ve yerel yönetimlere, Olimpiyat adaylığını reddeden Chicago’nun uyarısını seslendirerek bitirmek isteriz:

’’Yöneticilerimizin zaman, enerji ve kaynaklarını kentlilerin gerçek ihtiyaçları ve sorunları için, konut ve diğer hayati hizmetler için harcamalarına ihtiyaç duyuyoruz. Sadece özel girişimcileri zengin eden Olimpiyatlara yatırım yapacaklarına, geleceğimize, çocuklarımızın güvenli ve iyi bir yaşama kavuşmalarına yatırım yapsınlar [27]’’

Dipnotlar:

1 http://ceasefiremagazine.co.uk/olympics-opportunity-cleanse-city/ Erişim 12.08.2013

2 http://www.tandfonline.com/doi/pdf/10.1080/13604813.2013.772382

3 http://www.bianet.org/bianet/toplum/145506-olimpiyat-istanbul-icin-felaket-olur Erişim 12.08.2013

4 age

5 http://rioonwatch.org/?p=9105, Erişim: 30 Temmuz 2013

6 https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=aAX0zSfrJK4 Erişim 13 Ağustos 2013

7 http://rioonwatch.org/?p=9105, Erişim: 30 Temmuz 2013

8 Gaffney, C., Michener, G; “Explaining Brazil’s Vinegar Revolt”, http://www.geostadia.com/2013_06_01_archive.html, Erişim: 30 Haziran 2013

9 http://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/13604813.2012.717740#_i2 Erişim 12 Ağustos2013

10 http://www.hurriyet.com.tr/spor/digersporlar/22897985.asp, Erişim: 26 Mart 2013

11 Söz konusu rapor 25 Haziran 2013 tarihinde kamuoyuna açıklandı S. 37-38, http://www.olympic.org/Documents/Host_city_elections/2020_Evaluation_Commission_report.pdf

12 http://www.ekonomist.com.tr/2020-olimpiyat-oyunlari-adayi-uc-sehirden-biri-olan-istanbul-icin-hem-hukumet-hem-de-sirketler-nezdinde-hummali-bir-calisma-yurutuluyor-haberler/4771.aspx Erişim 12 Ağustos 2013

13 http://www.olympic.org/Documents/Host_city_elections/2020_Evaluation_Commission_report.pdf Erişim 12 Ağustos 2013

14 Mustafa Sönmez bu durumu gayet iyi ifade ediyor: http://mustafasonmez.net/?p=3414 Erişim 12 Ağustos 2013

15 http://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/13604813.2012.717740#_i2 Erişim 12 Ağustos 2013

16 http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/europe/greece/2062541/Athens-deserted-Games-sites-a-warning-to-London-Olympics.html

17 http://www.thedailybeast.com/articles/2012/08/14/architectural-white-elephants-beijing-london-and-the-post-olympics-curse.html Erişim 12.08.2013

18 age

19 http://www.udeyjohnson.com/1/post/2011/08/montrals-olympic-white-elephant.html

20 Boğaziçi stadyumunun maliyeti 463.774 milyon dolar olarak belirtilmiş, Adaylık kitabı, cilt-2, s. 38

21 http://www.tandfonline.com/toc/ccit20/17/1 Erişim 12 Ağustos 2013

22 http://www.emlaktasondakika.com/haber/Yurtdisi/Londra_Olimpiyatlari_icin_catilara_fuze/22351.aspx Erişim 12.08.2013

23 http://www.tandfonline.com/toc/ccit20/17/1 Erişim 13 Ağustos 2013

24 http://www.bianet.org/bianet/toplum/145506-olimpiyat-istanbul-icin-felaket-olur Erişim 13 Ağustos 2013

25 Adaylık kitabı, cilt-2, s. 60

26 Adaylık kitabı, cilt-2, s. 46

27 http://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/13604813.2012.717740#.UglgedJM-po

Kaynak: sendika.org

Bookmark and Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>