Kitlesel veya alternatif-ekolojik; turizm bir sömürgecilik geleneğidir…

Bacasız fabrikalar olan turizm işletmelerinin açılması için her geçen gün daha fazla orman ve kırsal alan traşlanıyor, bu işletmelere kolay ulaşım sağlanabilmesi için yapılan yollarla yaban hayatı daha fazla abluka altına alınıyor ve yaban hayvanları için çember daha da daralıyor. Gözünü çıkar hırsı bürümüş küçük veya büyük ölçekli kapitalistler bu şekilde sömürgecilik kültürünü sürdürüyorlar. Öte yandan, neredeyse herkes için bir emeklilik hayali olan “güneyde yaşama” fantezisi metropollerden ufak ufak küçük turistik beldelere akan büyük şehirlilerin bu beldeleri şehirlere dönüştürmeye başladığını görüyoruz. İster kitlesel olsun ister ‘alternatif-ekolojik’ olsun turizm bir sömürgecilik geleneğidir. Resmi olarak bina dikilmesi yasak olan yerlere bungalowlar dikmek, yoga topluluklarına katılmak, kumsallarda hippilik yapmak, çöp atmamak, doğa güzellemeleri yaparak doğayla bütünleşiyormuş gibi yapmak bir ‘iyi hisset’ hareketinden başka bir şey olmayıp yaban hayatını da kurtarmak bir kenara bölgenin mevcut çöküşünü görünmez kılıyor.

Yeryüzünü karış karış sömürgeleştiren sanayi sisteminin parçası olan turizm, insanlığın ve hayvanların düşmanıdır. Çıkara dayalı sahte misafirperverliklerin evsizler, çulsuzlar ve mülteciler karşısında gösterilmediği turizm sektörü sadece parası olanlar için sahte mutluluklar dağıtır. Büyük otellerde 3 kuruşa tüm sezon boyunca köle gibi çalıştırdıkları işçilerin yaşamları, ormanların kesilmesi, girilmedik koyların, sahillerin, ormanların işgal edilmesi, yaban hayatını zorunlu göçe zorlaması, susuz ve yiyeceksiz kalması pahasına süren bu sömürge sektörü yok edilmeli.

TABİAT ANA’NIN SAVUNMASINDA UZLAŞMA YOK!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code