İşi, Gücü ve Şehri Bırakıp Doğaya Taşınanlar: Zilan Zagros

-Sokağa çıktığımızda burnumuza üşüşen hava kirliliği
-Yanlış döşendiği için üzerine basıldığında bubi tuzağı gibi fırlayıp her yerinizi çamur yapan kaldırım taşları
– Hız kesmeden ara sokağa dalan ve sizi ikinci kez boydan boya çamurlayan sürücü.
– Metrobüs kuyruğu ve kapı açılınca yaşanan izdiham
– İşe gidildiğinde okutulan karttan çıkan bezgin “bip” sesi.
– İş stresi ve mide ağrıları
– Düzgün havalandırılmayan iş yerleri
– Bilgisayar başında edindiğimiz bel ağrıları
– Trafik
– Trafik
– Trafik
– Uyku(suzluk)
– Hadi baştan.

Şehir imkanlarla dolu, güzel ve canlı gözükebilir ama günlük yaşamımız az çok buna benziyor gibi gözüküyor. Hele ki İstanbul’da yaşıyorsak…

Bu bitmek tükenmeyen teraneye rağmen hayatımızı bu döngüden çıkarıp başka bir yola sapmaya ise korkuyor gibiyiz… Yaşamı tek cadde sayıp ne ara sokaklara dalıyoruz ne de kafamızı kaldırıp etrafımızı seyrediyoruz sanki.

Bu bir cesaret meselesi mi, alışkanlık mı? Para meselesi mi yoksa bir anlık karar yeterli mi?

Neden değil de nereden geldiniz diye başlamak istiyorum bu kez.

Esasında en son  geldiğim yer Almanya. 25 sene orada yaşadıktan sonra arkadaşımın ısrarıyla Toroslar’a geldik. Ben Bursa doğumluyum, lise hayatım İstanbul’da geçti, Saint Benoît’yı bitirdikten sonra Almanya’ya gittim. Orada tekstil üzerine yüksek tahsil yaptım. İş hayatına atıldım. Ardından hayatın sillesini ben de yedim! Kalbim kırık vaziyette buraya geldim.

Bomboş bir tepeyi bir keçi çiftliğine çevirdiniz, hem de sadece ikiniz, öyle mi?

Aynen öyle. Geldikten bir süre sonra baktık her yerden tabiat fışkırıyor! Burada pıynar ağaçları var. Yabani tür sakızlarla dolu üzeri. Çok büyümeye başladı bunlar. Bir gün şaka olsun diye “bir tane keçi alalım da keçiler bunları ufak ufak yesin” dedim. Sonra fikir mantıklı geldi. 2 keçi aldık, getirdik ve onları o kadar çok sevdik ki! Derken başladılar çoğalmaya. Şu an 25 keçimiz var!

İnatçılar mı?

Avrupalılar keçi beslemek bir sanattır der. Baronlar besler keçiyi. İnek gibi koyun gibi değildir. Zor bir iştir. Akıllı hayvanlardır. Her şeyin en iyisini yemek isterler. Ama biz çok iyi anlaşıyoruz, bize inat yapmazlar.

Neler yapıyorsunuz burada?

Gördüğünüz hemen herşeyi gerçekten kendimiz yaptık. Evin içindeki merdivene, mobilyalara kadar. Tabii bunlar çok zaman alıyor. Ama onun dışında saf keçi sütünden keçi peyniri üretiyoruz. Ev şarabı yapıyoruz. Zeytin ağaçlarımızdan aldığımız zeytini yağa dönüştürüyoruz. Narenciye ağaçlarımızdan aldığımız meyveden reçeller yapıyoruz.

Hepsi şahane ama şarap ve peyniri detaylı anlatın, lütfen!

Elbette. Yurt dışında yaşadığım sürece çok güzel şaraplar içtim ve burada onun özlemini çektim açıkçası. İyi şaraplar çok pahalı, kesenize göre alabileceğiniz şarapların büyük bir kısmı da damak tadıma hitap etmiyor. Hal böyle olunca evde şarap yapımına giriştik. 5-6 senedir yapıyoruz. Sanıyorum geldiğimiz noktada iyi şarap yapıyoruz diyebiliriz artık. Buraya gelen misafirlerimiz de bunu samimiyetle söylüyorlar. İçinde yabancı hiçbir madde yok. Organik şarap.

Dağ hayatının zor yanı ne?

Bağlı kalmak. 2 gün kopup bir minik seyahat yapmak isterim ama bunu yapmamız bir risk olur. Hayvanlarımız bize çok alışık. Hepsinin teker teker isimleri var. Keçi deyip geçmiyoruz.

Hem çok güzel bir söyleşi hem de harika bir gün geçirdik. Çok teşekkür ederiz.

KAYNAK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code