Nihilistin Yüzleri

Çocuk

Gözleri fal taşı gibi açık ve merak dolu, iyi ve kötüden habersiz, otoriteye karşı sonsuz şüpheci.

Dizginlendiğinde veya cezalandırıldığında, gerçekten incinir ve içi kan ağlar. Biraz şımartıldığında, hemen aşık oluverir.

Meraklı ve bilge, sadakatsiz, kaprisli ve özgür

Yok ederken neşeli, baskı yapıldığında hırçın.

Hayal ettiği zamanlar hariç burada ve şimdi olanın ötesini görmez ve gerçekliği özgürlüğün meyvesini vermiyorsa, hemen umutsuzluğa kapılır.

Girişimlerde idealist ve fırtına gibi, süreç içerisinde sabırsız, kendisi ve idealleri arasındaki engellere karşı gözü kara.

Onun sade tabiatı neşe de olabilir, hiddet de.

Delifişek ve aşk dolu; kaotik ve talepkar.

Yanan bir tutkuyu korumanın en güvenli tarafının anlaşılmaz bir gülüşün arkasında olduğunu çok iyi bilir.

Arkadaşları tarafından sevilen ve diğerleri tarafından içerlenen. Kendisinin onlarla dalga geçtiğinden eminler.

Hayat bir oyundur ama kimse kuralları bilmez.

“O bir kasırgadır.”

İdealist

Dalgalar gibi zarif, deniz kadar derin, ideallerini suyun yaratığını taşıdığı gibi taşır: bütünüyle kendini tamamlayan bir şekilde.

Sevgillisine olan bakışı mükemmeldir. O, kendisini son derece cömert sansa bile son derece kıskançtır.

“Rüya görmek için uyurum, dans etmek için ayağa kalkarım.”

Yaşam onun için, iç dünyasındaki renklerin çiçek açmasına izin veren, kendi gerçekdışılığı için çok daha güzel olan bir propagandadır -kendi boşluğu için daha da uygun olan.

İdealist bir sanatçının fırçasıdır ve kimsenin göremediğini çizer. Yaptığı her şey kendi adanmışlığını sembolize etmek içindir. Yaptığı hiçbir şey yeterince iyi değildir.

İleriye taşıdığı bakış açısının büyüklüğüne karşın alçak gönüllü, “azına sahip olup, fazlası olan.”

Hırsız

Toplumun paraziti, görünmezliğin sefasını yaşayan, yeraltının sakini. Zevke aşırı düşkün. Suçu onun isyanıdır. Zevkleri, yasak ve tehlike duygusu üzerinde zarif durur.

Çevik ve akıllı, hızlı ve dikkatli. Gölgelerin dostu, gecenin yoldaşı.

Aldatmaların kadını. Kaçamaklar ve kurnazlıklar onun tarzıdır. Hançeri düşmanın sırtına saplamaya hazır olana dek, enerjisini protesto veya kafa kafaya mücadeleye harcamaz.

Ona göre, okul, iş, aile, tanrı ve vatan tarafından çalınan her an ya hile ile, ya pelerin ve hançer ile ya da ayartıcı güçle geri alınmalıdır.

Onun için görünmek ters, ödemek bir utanç, çalışmak ise bir alçalmadır. En kötüsü de yakalanmaktır.

Kendi yöntemlerinden hiç utanmayarak, onu tutsak edenlere henüz söyleyecek bir şeyi yoktur. Ne pişman ne de cüretkar, tüm girift kılığından sıyrılmış bir şekilde sessizce durabilir aksi taktirde küçük yalanlar ağını eğirir.

Cadı

Hassaslık ve muhakemenin gizemli bir çözümü olarak, dünyada, birşeylerin indirgenemez biçimler alması gerektiği duygusuyla hareket eder.

Dünyadaki yöntemlere dair kafasında nettir.

Titreşen bir kuvvet topu olarak, iradesine ve arzusuna benzer bir yaratığa ve cisme dönüşür. Ve ona göre, irade, şeyleri zaten olacağı şey haline getirmek için en kısa güzergahtan başka bir şey değildir.

Onun doğruluğu kadere olan saygısıdır.

Asabi, uzun süren acılar içinde, bağışlamak için yavaş.

Apaçık ortada olana gözü kör olanlar ve kaçınılmaz olana direnenler onun öfkesini çeker.

İster sosyal mahremiyet yoluyla isterse de kendi kapasiteleri karşısındaki şeffaf terör yoluyla, çoğu zaman kendinden bihaber ve çoğu zaman zincirinden kurtulmuş duygularının yoğunluğuyla bilinçsizce sürüklendiğinde daha da tehlikeli.

En çok kendi iç dünyasındayken, gücünün farkındadır. Çoğu zaman gücünü boğazından tutup sıkar, dindarlaşır ve zayıflar. Koşmayı bir binicinin dokunuşuyla öğrendiğinde ancak o zaman dinamik güç ve arzu dengesinde, durdurulamazdır.

Militan

Kolları ve iradesi güçlü, amaçlarına ulaşma konusunda azimli. İdeali konusunda sarsılmaz, onu rozet ve kalkan gibi taşır.

Bilhassa cesaret sahibi olmazken bile, onu bir değer ve bir pankart gibi özellikle en yüksek seviyede taşır.

Ona göre düşman apaçık ortadadır. Onunla bire bir yüzleşmek zorundayız. Daha azı zayıflıktı.

Militan savaşta bitkin düşmedikçe uyumaz, zira uykusunda huzursuzdur.

Ona göre, savaşta ölmek başlı başına bir şereftir. Ölümden sonra ihtişamın ne önemi var ki?

Ölmenin peşinde değildir—ama ölümü taparcasına sever. Ona göre, hayat kara duluyla birlikte onu ayartmak için yaptığı görkemli bir danstan başka bir şey değildir.

Duyguları açısından çekingen, kalbi cömert.

Sesi gür. Kibir derecesinde gururlu.

O kan damlayan bir kılıçtır. Düşmanları daima ona karşı, yoldaşları her zaman onun yanında. Arkasında olan şeyi bilmiyor, tek bildiği arkasındakinin kan pıhtısı koktuğu ve bu onu her zamankinden daha da öne atılmasını sağlıyor.

Ölüme serenat yapan savaşçı bir ozan.

Sadece savaştan keyif alan, sadece zaferle tatmin olan, sadece yenilgiyle motive olan.

Sadece maddeyle ilgilenerek, öldüremediği şeyle dalga geçer. Ona göre savaş ebedi olan tek şey, kaderinin asılı olduğu çark, onu yatağa götürecek dans.

Elementi çeliktir. Ateştir de, ama sadece çeliği daha da sertleştirmek için.

Yumuşak ve köşesiz olan herşey işe yaramazdır ve onun bıçağı önünde bir engeldir. Ancak sert ve tekdüze olan her ne varsa en azından ona bir bileme taşı olarak hizmet edebilir.

Çabuk aşık olur, özverili bir şekilde sadıktır, görev yolundan sapan eski bir yoldaşı hain ilan etme ve kovma konusunda acelecidir.

Yıkılması gereken koca bir dünya var. Gelecek bir dünya varsa, o dünya kanla beslenmiş olacaktır.

Hatip

Kitlelerin termometresi.

Son derece bağlı.

Ateşin sesi, buzun ruhu.

Eli titremez, ruh hali porselen gibi.

Hayatı maskedir ve bu aslında ağırdır.

Halk bir orkestradır, devrimde bir senfoni. Onun yüce görevi bu orkestraya kılavuzluk etmektir.

Bükebilmesi için bükülebilirdir, biçim alabilmek için yumuşaktır.

“Bana konuşma kabiliyeti verilmiştir. Bunu kurtuluşun hizmeti için nasıl kullanmam?” der.

İnsanların yaşadıkları zulmün ve potansiyellerinin farkına varabilmesi için bir ayna rolünü üstlenir. Bu yüzdendir ki, kendisini o kadar düz, yüzeysel ve katlanılmaz derecede parlak yapmak zorundadır.

“Halk, dünyanın en büyük kitlesidir, yeryüzünün kendisinden bile büyük. Bir kez harekete geçti mi, onu hiçbir şey durduramaz. Ve ne zaman uykuya dalsa harekete geçirilemez, sadece korkunç bir kuvvetle harekete geçirilebilir. Söylenen söz o kuvvettir.”

Sarsılmaz bir elle ve amansız bir iradeyle, atalete karşı verdiği mücadelede kımıldatılamaz olanı kımıldatır.

“Bana tutunacak bir yer ver ve dünyayı yerinden oynatayım.” diye haykırır.

Seyirci

Hayattan bezmiş, umuttan yoksun, fısıldayan ve koşuşturan herşeyle arasına mesafe koyar.

Aşırı hassas, rahatsız, ıstırap çeken, özgürlüğü kendisini durmadan gevezelik yapan insanların pençelerinden uzakta arayabilen.

Aşırı sabırlı, bir an için gerçeğin fevkalade somununun tadına bakma şansı için bir ömür verirdi.

Sosyal enerjilerini koruyan, kolaylıkla sinirlenen, zevke ehli olan arkadaşlar seçer. Ona göre kıymetli olan nadir olandır, kendi nadir bulunmasından başka bir sebepten değil. Ve az bulunan şey boşa harcanmamış olandır. İyi bir kitaptan hoşlanmış gibi bir arkadaşın yanında olmasından zevk alır: özenle ve tadında.

Mülkiyet konusunda azla yetinen, sanki her nesne zihninin akışını tartıyor gibiydi.

Entropi ve tüm düzenin yavaşça çürümesiyle teselli edilmekte ve buna alıştırılmakta.

“Radikaller şimdiye kadar çok endişeliydiler.”

Sızdıran musluk, çorapların kaybolması, nihayetinde her hata yapmama çabasını sabote eden büyük ve küçük karmaşalar, bunlar onun için ömrü boyunca yerine getirilmeyecek gizli bir vaat ve tesellidir.

“Daha az acı çekmek için sessiz ve yanlız olmalıyız.”

Taşıyıcı

Çok azı, kendilerini üzerinde yeni insanların yürüyeceği basamak taşı olarak görmeye yetecek kadar mütevazi sofulardır.

Taşıyıcıya göre, tuğlanın rolü esasen iyi yerleştirildiği sürece daha asildir.

Ve eski mimarların nihilist reddinde, taşıyıcı daima taşımak zorunda olduğu ağırlığa dayanmak için doğru yerin neresi olduğunu ararken kaybolur.

Uzun süredir acı çeken, kusursuz derecede mütevazi, ağırbaşlı ve inatçı olan taşıyıcı tüm hakaretleri ve her aşağılamayı kabul eder. Bunlar kazançlı olabilirler, doğru olabilirler, ancak sonunda bunlar misyonu için basit sonuçlardır.

Zaman zaman, küçük bir çevrenin, projenin veya çaresiz bir insanın takviye gücü gibi tüm samimiyetiyle dünyadaki yerini bulduğuna inanır. Öyle görünüyor ki, burada sonsuza kadar kalabilir ve çoğu kez zaten burada duruyor, herşey parçalara ayrıldıktan, onu lanetleyip kaçtıktan sonra.

Üzgün ama yenilmez, ilerlemek için çok derine kök salmış, yeni dünyanın gökten düşmesi ve onun kutsal ağırlığını sırtında taşıması için bir ağacın her türlü edasıyla bekler.

baedan

* Kaynak: Yazarın el yazması, baedan — queer bir sapkınlık dergisi — ikinci sayı

Alıntı: Anarchist Library

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code