Che Guevara Miti

Onun gibi yaşamak?
Ernesto (Che) Guevara 1960’lardan bu yana solcu çevrelerde ve bazı anarşist çevrelerde devrimci bir model olarak göklere çıkarılır. Çok çeşitli müzik ve tiyatro eserleri, politik posterler, tişörtler, çıkartmalar ve hatta votka, kot pantolon, çamaşır deterjanı ve kilise davetleri onun ikonik görüntüsünü taşır ve “Che gibi yaşa!” söylemini taşır.

Sayısız kitap ve makalede adalet için, emperyalizme ve kapitalizme karşı boyun eğmez bir savaşçı sembolü, hem fiziksel rahatlığı hem de kişisel çıkarlarını reddetmiş, fiziksel kısıtlılığına ve kronik sağlık sorunlarına direnip onlara meydan okuyarak hayallerinin peşinden gitmiş ve her yerde gençlik için bir ilham kaynağı olmuş cesur ve kararlı bir adam olarak gösterilmektedir.

Peki, hikaye sadece bundan mı ibaret? Che Guevara’ya, diğerleriyle nasıl ilişkilendiğine ve aslında ne için savaştığına dair insanların bilmesi gereken başka şeyler de var mı? Anarşist arzularla uyuşmayabilecek şeyler var mı?

Kişiliğinin ve inançlarının bazı olumsuz yönleri kendi tarafından kaynaklardan da çıkartılabilir. Örneğin, destekçileri tarafından methiyeler düzülen iyi araştırılmış bir biyografi olan, Che Guevara: Devrimci Bir Yaşam‘da, Jon Lee Anderson, Guevara’nın Sovyetler Birliği’ndeki diktatörlüğün gaddar yasalarına hayranlık duyan ateşli bir Stalinist olduğunu yazar.

Che, politik olarak saf değildi ve 1930’daki işkenceden geçirilmiş Bolşeviklerin ve hain olarak aşağılanan ve infaz edilen diğer devrimcilerin yargılandığı göstermelik Moskova duruşmaları, 1939’daki Nazi-Sovyet saldırmazlık paktı, 1953’teki Doğu Almanya ayaklanmasının ve 1956’daki Macar devriminin bastırılması dahil insanları dehşete düşürmüş olan bir çok gaddarlığın farkındaydı.

Anderson bize, Guevara’nın bireylerin siyasi öncüde ve onun geliştirdiği ulus-devlette cisimlenmiş kolektivitenin emrinde olmak zorunda olduğuna inandığını söyler. 1960’larda, “Bireyler adına değil daima kitleler adına düşünmek zorundayuz…Bireyleri düşünmek suçtur çünkü bireyin ihtiyaçları insan yığınlarının ihtiyaçları karşısında tamamen zayıflamış hale gelir.” açıklamasında bulunmuştu.

Ardından, bireyin “kendisini çarkın dişlisi olmaktan mutlu hissettiğini, bu dişlinin kendine has karakteri olan ve üretim süreci için vazgeçilmez olmasa da gerekli bir dişli olduğunu, kendi motoru olan, kendisini bilinçli bir şekilde sosyalizmin -tüm nüfuz için yeteri miktarda mal üretimi-inşaasının öncüllerinden biri olan mutlu bir sona taşımaya çalışan bilinçli bir dişli olduğunu” söyler.

Guevara’nın otoriter Komünist ilkelere olan hayranlığı soyut olmaktan da öteye geçmiştir. Castro rejiminin iktidara gelmesinden önce ve sonra, insanların çoğunluğunun faaliyetlerini eğitmek, rehberlik etmek ve kontrol etmek için kendisini tamamıyla Küba’nın öncüsünü geliştirmeye ve sağlamlaştırmaya adadı.

Fidel Castro’nun 1956’da kurduğu 26 Temmuz gerilla gücünün bir parçası olarak Guevara sıkı askeri disiplini ve otoriter hiyerarşiyi şevkle kabul etti. Kendisini ve başkalarını bu disipline gönüllü bir şekilde dahil etti.

Anderson da dahil, ona hayran olan yazarlardan bazıları, Guevara’nın kendisinden daha alt rütbedeki kişilere zorbaca davrandığını ve çoğu zaman onların duygularına aldırış etmeksizin onlar adına sert kararlar aldığını söylerler. Dahası, isteklerini gerçekleştirmeyenleri acımasızca cezalandırmak konusunda hiç çekinceli davranmamıştı.

Örneğin, çeşitli durumlarda, suç işlemiş kişilerin iradesini kırmak için sahte infazlar uyguladığı bilinir. Ayrıca, gerilla mücadelesi sırasında ve sonrasında, duygudan yoksun bir cellat ve infazların sorumlu amiri olduğunu kanıtladı.

Ayrıca, Guevara’nın kabul gören solcu tasvirlerinin çoğu, sadece onun veya Castro rejiminin karşı devrimci olduğu eleştirisini dillendirenleri kabul edebilen basit ve ikili perspektif tarafından lekelenebilir. Otoriter yöntemlerle hareket eden kendinden menkul kurtarıcılara karşı çıkmak için geçerli gerekçeler olabileceğini bile düşünmüyorlar.

Küba devriminin yanı sıra Che Guevara’nın hayatını daha kapsamlı bir şekilde anlamak için Samuel Farber gibi eleştirel Marksistleri ve Sam Dolgoff, Frank Fernandez ve Larry Gambone gibi anarşistleri okumak gerek. Bu yazarlar kendilerini tabandan örgütlenmiş faaliyetlere adadıkları ve diktatörlük yasalarına muhalefet ettikleri için, Castro rejiminin destekçileri tarafından çoğu kez meşru gösterilen, örtbas edilen veya inkar edilen Guevara’nın davranışları ve fikirlerini bir çok yönden derinlemesine araştırdılar.

Samuel Farber, “Che Guevara’nın Dirilişi” (Yeni Politika, Yaz 1998) başlıklı yazısında , Che Guevara’nın hiç sıkılmadan, Batista karşıtı savaşçılara 1957’ye kadar hayranlık duyduğu Stalinist otoriter fikirlerin aşılanmasına destek için o zamanlar Partido Socialista Popular (Halkın Sosyalist Partisi, PSP) olarak bilinen Küba Komünist Partisinde işe koyuldu.

Bu, partinin diktatör Batista rejimi ile işbirliği geçmişine rağmen gerçekleşti. Gerillalar Sierra Maestra’da savaşmaya devam ederken, Guevara, iktidar adayları arasındaki Komünist etkiyi sağlamlaştırmaya yardım etmek ve kadroların politik eğitimi için PSP’li öğretim görevlilerinden faydalanıyordu.

Farber, “Che Guevara’nın Politikası: Teori ve Pratik” adlı kitabında, hem Guevara hem de Raul Castro’nun, daha sonra Castro hükümetinin Sovyetlerin bürokratik, merkezi “monolitik birlik” modelini içselleştirmesini kolaylaştırdıklarını anlatır.

Batista devrildiğinde, her ikisi de yeni hükümetin toplumu yönetme gücünü güçlendirmek için çalıştılar ve hayatın her aşamasında askeri hiyerarşik liderlik müessesesini kurdular. Guevara, bilindiği gibi tüm Küba halkının her zaman disiplinli bir ordunun parçası olarak düşünen ve hareket eden bir gerilla ordusu olmasını istediğini söylemişti. Ve yaratmak istediği yeni insanın gelişimini şekillendirmeye en uygun kurumun devlet olduğu inancı konusunda hiçbir zaman tereddüt etmedi.

1959 başlarında Guevara, tepedeki diğer Küba hükümet yetkilileri ile birlikte Sovyet Gizli Polisi’nden ajanlarla istişarede bulunarak, G-2 olarak bilinen bir devlet güvenlik mekanizması oluşturdu. Kendisi de, ordunun ideolojik eğitiminde sorumlu başka bir organ olan G-6’nın başına geçti.

Che Guevara, ayrıca, yaşadıkları mahallelerdeki insanların kontrol edilmesi ve gözetlenmesi için yerel ve bölgesel yapılar olan Devrimi Savunma Komiteleri’nin oluşturulmasında önemli bir rol oynamıştır.

Bu mekanizma, esasen Küba’da tek partili bir diktanın sağlamlaştırılmasına karşı çıkan anti-Komünist demokratlar, sosyalistler ve anarşistler de dahil olmak üzere tüm muhalifleri bastırmak için kullanıldı. Şehirlerdeki 26 Temmuz Hareketi’nin bir parçası olan ya da dağlarda gerilla olanların birçoğunun canı bağışlanmadı.

Farber, hem makaleleri hem de kitaplarında Guevara’nın bireyselliğe karşı hoşgörüsüz olduğunu ve “demokratik tartışma ve oylama yoluyla kolektif amaç ve programları çiğneyen siyasi olarak bilinçli, bağımsız düşünceli, akılcı bireylere” karşı olduğunu belirtti.

Castro rejiminin taraftarların insanların inanmasını istediği gibi, tüm muhalifler sağcı değillerdi. Farber, 26 Temmuz’da kentte yeraltında bulunan anti-emperyalist solcuları Batista rejimiyle işbirlikleri nedeniyle nefret ettikleri ve “muhafazakar ve sekter olarak değerlendirdikleri Komünistleri güçlü bir şekide eleştirdiklerinden” bahseder.

Farber’in yazılarından eksikliği göze batan şey, Batista’ya karşı direnişinin bir parçası olan anarşistlerle olan tartışmaydı ve muhalif görüşlerini ifade etmeye cesareti gösterince, Castro rejiminin baskısının ilk kurbanları arasında yer almış olduklarıydı. Birçoğuna hapis ve hatta ölüm cezası verildi. Bu, Sam Dolgoff’un Küba Devrimi: Eleştirel Bir Perspektif (1976) ve sürgündeki Kübalı anarşist sendika eylemcisi Frank Fernandez’in Küba Anarşizmi: Bir Hareketin Tarihi (2001) adlı metinlerinde açıkça belgelenmiştir.

Şubat 1961’de Guevara, yeni kurulan Sanayi Bakanlığı’nın başına geçti ve hükümetin halkın çıkarlarının en iyi temsilcisi olduğu argümanını meşrulaştırarak, sendikal hareketin boyun eğdirilmesinin tamamlanmasını ve hükümetin bir aracı haline gelmesini denetledi.

Anarko sendikalistler ve diğer komünist olmayan kişiler de dahil olmak üzere bağımsız sendika aktivistlerini bastırma konusunda doğrudan rol aldı. Fernandez, birleşik politik manipülasyonlara başvurulmasının, kara propagandanın ve gaddarca baskının Kübalı anarko-sendikalist  hareketi tamamen nasıl yok ettiğinden bahseder. Bu ne İspanyol sömürgecilerinin ne de diktatörler silsilesinin bile başaramadığı bir şeydi.

Kanadalı anarşist yazar Larry Gambone, ‘Aziz Che: Kahraman Gerilla, Ernesto Che Guevara Efsanesinin Ardındaki Gerçek (1997)’ adlı metinde, işçilerin grevlere katılmalarını veya işyerinde direnişe geçmelerini daha tehlikeli kılarak işçilerin kendi sendikaları üzerindeki kontrollerinin son kalıntılarının da bertaraf edilmesinde Che’nin aktif rolünden bahseder. Guevara, gerekli görlürse “Çalışma Bakanı herhangi bir sendikanın yönetimini eline alabilir, memurları işten atabilir ve başkalarını tayin edebilir.” olarak geçen 647. Yasayı şiddetle desteklemiştir.

Guevara, aynı zamanda, insanların komünist bilinci geliştirmek için ücretsiz, sözümona gönüllü çalışmalarını gerektiren politikanın baş yazarıydı. Sanayi Bakanı olarak, işçileri, akrabalara ve arkadaşlara gösterilen iltimas, bir hatanın üstünü kasten örtmek veya bir erkeğin karısıyla ilişkiye girmek gibi ceza yasasında belirtilmeyen ahlaki suçlardan ötürü cezalandırmak için bir sistem geliştirdi.

Bu tür suçlardan suçlu bulunanların, suça bağlı olarak bir ay ila bir yıl boyunca çok zor koşullarda çalıştıkları adanın en batısındaki Guanahacabibes’teki özel bir çalışma kampına gönüllü olmaları bekleniyordu.

Bu uygulama, homoseksüeller, Yehova Şahitleri, Afro-Küba dinlerini benimseyenler ve diğerleri dahil olmak üzere siyasi muhalif ve sosyal sapkınlar olarak varsayılanların cezalandırılması için Üretim Arttırılması için Askeri Birimler olarak bilinen, gönüllü ve cezai olmayan çalışma kamplarının daha sonraki gelişimi için emsal teşkil eder.

Bu politikalardan bazıları, Che’nin ölümünden ve Sovyetler Birliği’nin sona ermesinden bu yana daha az bağlayıcı oldu veya tamemen durduruldu ve Küba devleti şimdi homoseksüelliğe izin veriyor ve muhtemelen dünyadaki AIDS kurbanları için en iyi tıbbi desteği sunuyor – daha önce gerçekleşen gaddarca muamelelerde baskı altına alınanlar için bir kaç 10 yıl çok geç.

Dahası, rejim halen Guevara’nın oluşturmak için yardım ettiği biçimi koruyor—halka açık ifade özgürlüğünü yakından denetleyen ve tabandan gelen her türden öz etkinliği kısıtlayan tek bir merkez parti devleti.

Bunlar gerçekten anarşistlerin arzuladığı yetenekler midir?

Che Guevara insanların yukarıdan diktalara bel bağlamadan kendi kaderlerine karar verdikleri, hiyerarşik olmayan, kendi kendine örgütlenmiş ve eşitlikçi bir toplum yaratma mücadelesiyle bağdaşan bir biçimde mi yaşamıştır?

Lafı dolandırmadan söyleyelim cevap, “Hayır!”

MLB Pasifik Kuzeybatısı’nda yaşıyor. Baseball oynamazlar veya izlemezler.

İlgili Makaleler

Che Guevara’nın Günlüğü kitabının değerlendirmesi, Hank Malone Fifth Estate #62, Sept. 19-Oct. 2, 1968 https://www.fifthestate.org/archive/62-sept-19-oct-2-1968/the-diary-of-che-guevara/

Küba: Amerikan Emperyalizminin Ağarması, İspanyol-Amerikan Savaşı, Bob Nirkind Fifth Estate #269, February, 1976 https://www.fifthestate.org/archive/269-february-1976/cuba-dawning-american-imperialism/

Küba Sosyalizminde bir Anarşist veya Cep Telefonları, Walker Lane Fifth Estate #378, Summer 2008 https://www.fifthestate.org/archive/378-summer-2008/anarchist-cuba/

Küba: Devlet Kapitalizminden Özel Kapitalizme, Elveda Sosyalizm, Walker Lane Fifth Estate #383, Summer, 2010 https://www.fifthestate.org/archive/383-summer-2010/cuba-state-private-capitalism/

Devlet Şiddeti & Küba’nın Beyazlar İçerisindeki Hanımefendileri, Walker Lane Fifth Estate #383, Summer, 2010 https://www.fifthestate.org/archive/383-summer-2010/state-violence-cubas-ladies-white/

Anarşistler Küba’daki Marksist Devlete Meydan Okuyor wooo! Airbnb 2,000 Kübalı olduğunu bildiriyor; New York Times’ta adaya yolculuk için tam sayfa reklamlar var. Bu muhteşem değil mi? Tabi ki, değil. Quincy B. Thorn Fifth Estate #394, Summer 2015 https://www.fifthestate.org/archive/394-summer-2015/anarchists-confront-the-marxist-state-in-cuba/

“Küba’da Anarşizmi Diriltmek İstiyoruz” Castro tarafından silinen Kübalı hareket geri dönüyor & desteğimize ihtiyaçları var, Dmitri Prieto, Isbel Díaz, Mario Castillo Fifth Estate #395, Winter 2016 https://www.fifthestate.org/archive/395-winter-2016-50th-anniversary/we-want-to-revive-anarchism-in-cuba/

Matanzas Küba’ya Tren: Turizmin tsunamizi & yabancı yatırım adayı vuruyor, Peter Werbe Fifth Estate #396, Summer, 2016 https://www.fifthestate.org/archive/396-summer-2016/the-train-to-matanzas/

Ayrıca:

Samuel Farber’in Che Guevara’nın Otoriter Dünya Görüşü’nün Değerlendirilmesi, Che Guevara’nın Politikası, Wayne Price Anarcho-Syndicalist Review 68, Fall, 2016, page 9 http://www.anarkismo.net/article/29795?print_page=true

MLB

Kaynak: Fifth Estate

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code