Devrimci Mülteci Hareketi deneyimlerini aktarıyor

11949306_895710163836454_7212772502814994129_nAlmanya merkezli, mültecilerin öz örgütlenmesi olan hareketimiz, yıllardır Almanya ve Avrupa sokaklarında sürdürdüğü direniş deneyimlerini başka kesimlere aktarmak amacıyla sergiler düzenliyor. İlk sergiyi Ostbahnof’da büyük bir çadırın içinde yaptık. İki hafta boyunca çadırın içinde süren sergi sırasında değişik seminerler ve konserler düzenlendi.

Büyük tahta kalıplara basılmaş yazılarımız, resimlerimiz var bu sergide. Ayrıca küçük laptoplardan isteyenler kulaklıkları takarak direnişimizle ilgili yapılmış röportajlar, filmler ve ya müzikleri izleyip, dinleyebiliyor. Bizimle ilgili yapılmış gazete haberleri, bizim kendi içimizde yürüttüğümüz tartışmalar isteyenler tarafından okunacak biçimde arşivlenmiştir.

Şu anda sergimiz Berlin’deki Kreuzberg Müzesi’nde sergileniyor. Ekim’in sonuna kadar müzede sergilenecek arşivlerimiz. Fakat müzede serginin açılışını yaparken skandal bir tartışma yaşandı. Müzenin şefi, hemen girişe yerleştirdiğimiz bir yazının burada olmasını istemediğini söyledi. Çünkü bu yazı Kreuzberg belediye başkanını eleştiriyordu. Direniş yerlerimize yapılan saldırılar ve direnişimizin tasfiye edilme operasyonlarında aktif bir biçimde yer alan belediye başkanına dönük eleştirimizi müzenin ön kısmında istemiyorlardı.

Müzenin şefi ile, sergimizi izlemeye gelen kitlenin önünde tartıştık. Avrupa’da bir fikir özgürlüğü söylemi vardır. Nedir bu düşünce özgürlüğü diye sorduk kendisine. Bu müze belediyeye bağlı bir kurum, böyle bir kurumda belediye başkanının eleştirilmesine tahammül edemiyorlardı. Müzenin şefine, sergiyi biz düzenliyoruz ve hangi yazımızı nereye koyacağımıza biz karar veririz dedik. Buna müdehale etmesinin doğru olmadığını anlattık. Tartışmada bir uzlaşmaya varamadık. Bunun üzerine hemen orda bulunan insanlarla bir referandum önredik eğer insanların çoğunluğu yazıyı oradan kaldırın derlerse kaldıracağımızı söyledik. Fakat insanların bir teki bile yazının ordan kadırılması yönünde bir şey söylemediler. Tam tersine yazıyı beğendiklerini söylediler.

Dünce özgürlüğü ve ya demokrasi bağlamında benzer bir tartışmayı da internette yayınlanan bir derginin yönetcileriyle yaşadı. Ne hikmetse bizim çıkarttığımız derginin adı Movement, akademisyenler tarafından bizden bir süre sonra Movements adlı başka bir internet dergisi yayınlandı. Biz mülteci direnişinden de bir yazı istediler, yazdık gönderdik. Yazımıza karşı “şurasını şöyle değiştirelim” gibi yanıtlar geldi. Bu yazımızda Avrupalı liberal solcuları, avrupa merkezciliği ve NCO gruplarının yürüttüğü pragmatist siyaseti eleştiriyorduk. Gravatlı akademizyenlerle bu yazımız üzerine email üzerinden tartışma ve polemiklerimizi yürüttük. Bize göre bu yaklaşımları sansürdü. Yazımızla ilgili müdahaleyi reddettik. Bu tartışmalar arşivlerimizde duruyor, ilerde açıkça yayınlayacağız. Sonuç olarak bu akademisyenlere, karşılıklı gerçekleştinrdiğimiz polemiklerin dergide bir arada yayınlanmasını ve okurun kimin haklı olduğuna karar vermesini önerdik. Ne var ki bu önerimiz kabul edilmedi. Devrimcileri “dogmatizm, sekterlik” vb. Argümenlarla eleştirenlerin nasıl bir demokrasi ve düşünce özgürlüğü savunucuları oldularını bir kez daha öğrenmiş oldu bu tartışmalarla.

Geçen hafta Kreuzberg Müzesi’nde sergilenen arşiv ve materyallerimize karşı saldırı oldu ve bazı malzemelerimiz tarhrip edildi. Almanya ve Avrupa çapında mülteclire karşı saldırılarda belirgin bir artık yaşanıyor. Mültecilerin bulunduğu binalar ateşe veriliyor. Mülteci ve göçmenlere karşı fiziki saldırılar artıyor. Daha dün, Berlin’de bir trende göçmen bir çocuğun üzerine işediler. Çocuğun üzerine işeyenler trenden nazi işareti yaparak indiler ve polisler bu kişileri serbest bıraktı.

Berlin duvarına karşı o kadar yaygara kopartan basın şu anda Avrupa’nın her yerinde yükselen duvarlarla ilgili haber yapmıyorlar. Emperyalist devletlerin ürettikleri silahların kullanıldığı savaşlardan canını kurtarmak için kaçanlara karşı sürekli sınır inşa eliyor. Bu sınırlar hem yasalarla ve hem de duvar ve telörgülerle gerçekleştiriliyor.

Geçtiğimiz hafta sonu Hannover’de bir mülteci konferansı gerçekleştirildi. Almanya’nın değişik yerlerinden gelen mülteci delegelerle gerçekleşen konferansımıza yaklaşık 150 kişi katıldı. Bir süredir Dortmund’da çadır kurarak direniş yapan mülteciler Berlin’e geldiler ve daha etkili sonuçlar almak için bizimle birlikte direnişe devam etmek istiyorlar. Konferansta tüm bu sorunlar tartışıldı, kararlar alındı.

Direniş yerlerimizle ilgili olarak elde ettiğimiz kazanımları koruma mücadelesine devam ediyoruz. Oranienplatz’da inşa ettiğmiz çadır ateşe verildi, daha sonra kurduğumuz tahta yapı da eteşe verildi. Son olarak bilgilendirme kulübesi de polis tarafından çalındı. Senatonun açlık grevi ve ağaç işgali eylemlerimizden sonra imzaladığı anlaşmada Oranienplatz’a toplantı ve bilgilendirme çadırı kurma hakkımız var. Şimdi Oranienplatz’a bir büyük gemi koyma kampanyası başlattık. Bu gemi sınırlardaki sularda kaçmaya çalışırken boğularak ölenleri temsil eden bir simge özelliği taşıyor. Ohlauer işgal okulunda hala 25 mülteci kalıyor ancak ziyaret yasağı var. Mahkeme devam ediyor.
Direniş deneyimimiz insanlara şunu anlatıyor. Mültecilere karşı geliştirilen saldırılar karşısında sinmek baştan kaybetmektir. Direnerek haklarımızı alabiliriz. Direnerek bize dayatılar kölece yaşamayı çiğneyebiliriz.

25.08.2015

Turgay Ulu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code