Pandora’nın Kutusu ve İspanyol antiterörizminin kargaşası

Cabecera-detenciones-movimiento-libertario-MD_EDIIMA20141216_0914_1416 Aralık salı sabahı bir baskın ve gözaltı dalgası ile şaşkınlığa uğradık. Bizi şaşırttılar mı? Yalan söylemeyeceğiz. Tekrar başa döndük. 16 aralık salı sabahı şaşırmadık. Katalan otonomu polisi (Mossos d’ Esquadra), halk muhafızları ve Ulusal Mahkeme’den savcılar Barselona, Sabadell, Manresa ve Madrid’de bulunan 10’dan fazla eve ve anarşist mekana baskın yaptı. Detaylı ev aramalarının yapıldığı, propaganda ve enfermasyon materyallerine el konulduğu bu baskınlarda çok sayıda gözaltı yapıldı (son rakamlara göre 11 kişi gözaltında). 25. yılını dolduran işgal evi Kasa de la Muntanya’da baskın yapma ve ortalığı yerle bir etme fırsatını kaçırmayan Katalan çevik kuvvetinin bütün güçlerinin sevk edilmesiyle bu dalgadan nasibini aldı.
Her zamanki gibi polsiin sözcülüğünü yapan basına göre bu operasyonun ve gözaltıların amacı isyancı anarşist karakterli ve nihayetinde terörist olan bir örgütü çökertmek. Her zaman söylediğimiz bir cümleyi tekrar etmek çok kolay olsa da diyoruz ki “tek suç örgütü insanlara uyguladığı şiddet ve terörizmle devletin ta kendisi ve basın, adalet sistemi, baskı organları ve polis kuvvetleri gibi uzuvlarıdır. Kendilerinden bekleneni yaptılar. Neden baskıcı uygulamalar bizi şaşırtmıyor? Çünkü bu beklediğimiz birşey. Bu bir kahini oynama durumu ya da benzeri bir şey değil, olaylara dair satır aralarını okumayı, bir çok kez gerçekten, bilmek. Geçen yıl diğer yoldaşların gözaltılarını takiben, geçtiğimiz salı günü olduğu gibi liberter ve anti otoriterlere karşı sistemli baskı dalgaları üzerinden çok zaman geçti. Ve evet, her ne kadar bu denli geniş çaplı olmasa da buna benzer durumlarla sürekli karşı karşıyaydık.

“İtalyan” işi operasyon

Komşu bölge İtalya’nın anarşist ortamı son 20 yıldır zaman zaman ve son yıllarda düzenli bir hale gelen, salı günkü operasyona benzeyen büyük çaplı operasyonlarla yüzleşiyor. İtalya’da ki operasyonlar sadece farklı yerlere eş zamanlı yapılan baskınlardan dolayı format olarak değil, aynı zamanda “Pandora” olarak adlandırılan bu operasyon gibi gerçek bir kara mizah örneği olan akılda kalıcı isimlerin kullanılması ile de İspanya’ya oldukça benzemektedir. Savcılık kaynaklarını tekrar eden basına göre “defalarca korkutulmasına bir türlü açılamayan bir kutu”. Defalarca korkutulmasına rağmen dediklerinde son yıllarda İspanyol devletinin bütün bölgelerinde gerçekleştirdikleri operasyonlara gönderme yapıyorlar.

İtalyan operasyonlarına geri dönersek, son yıllarda gerçekleştirilen operasyonların isimlerini hatırlatmaya gerek dahi yok: çekiçlerle çok sayıda ATM ve ofise gerçekleştirilen bir dizi saldırıya karşı “Operasyon Thor”, tik ailesinin teknik adı olan “Operasyon Ixodidae”, ya da faşistleri, komünistleri ve anarşistleri nasıl adlandırdıkları ya da Daring, Cervantes, Nottetempo gibi diğerleri…

Prosedür ve uygulamadakı benzerliklere ek olarak, bize komşu ülkedeki operasyonları hatırlatan bir diğer faktör ise böyle bir operasyonun gelişini görmemize yardımcı olan basının rolü. Yaklaşık 3 yıl önce, belki biraz daha bile fazla, İspanyol basını böyle operasyonların mümkün, hatta tahmin edilebilir, olduğunu ortaya koyan yayın kampanyalarına başladı. Bazen mekanları ve ad/soyadları ile insanları, kollektifleri dahi içeren, ortamı işaret eden yayınlarında, garip bir şekilde karikatürize edilmiş bir “iç düşman” imajı yaratmaya çalışıyorlar. On yıllardır süre geldiği üzere bu düşman çok spesifik bir karaktere sahip, “şiddet kullanan anarşistler”, “isyancılar”, “sosyal hareketlere sızan sistem karşıtları” vs.

Şili fiyaskosu
2010 yılı Şili devleti için görkemli bir yıldı.Başkan seçilmesinin yanı sıra ülkenin 4. en zengin iş adamı olan sağcı Sebastián Piñera, anti otoriter çevrelere yönelik onlarca ev baskınının ve gözaltının gerçekleştiği “Salamandra Operasyonu olarak bilinen ve genel olarak önceki yıllarda gerçekleşen çok sayıda patlamayı kapsadığı için “Bombalar Davası” olarak anılan bir polis-medya-yargı operasyonunu yönetti. Ve medya ile gerçekleşen bütün bombalama olaylarının hiyerarşik bi yapı ile birbirleri ile bağlantılı olduğu imajı verilmeye çalışıldı: Devletin imajını yerle bir etmesinin yanı sıra onu aptal gibi gösteren araştırma yöntemleri, uydurma kanıtlar, tanıklara baskı ve santajlarla dolu bir sirk. Süreç bütün suçlananların serbest bırakılması ve Şili devletinin anarşist çevrelere ve gözaltına alınanlara karşı geliştirdiği intikam hırsı ile son buldu. “Bombalar Davası”ndan bir yıl sonra, bu kez dünyanın bu tarafında, bakanlıklar, mahkemeler ve İspanyol ve Şili polisleri ortak bir operasyona imza attı. Mónica Caballero veFrancisco Solar (her ikisi de daha önce “Bombalar Davası”nda işlem gördü) o zaman yaşadıkları Barcelona’da sonradan serbest bırakılan 3 kişiyle birlikte Zaragoza’daki Pilar Kilisesine bomba koymaktan, yine bir terorist örgüt komplosuyla tutuklandı. Bu arkadaşlarımız şu anda hapiste ve ne zaman gerçekleşeceğini bilmediğimiz mahkeme tarihini bekliyorlar ve bu baskıcı dalganın onları nasıl etkileceğini henüz bilmiyoruz. Şundan eminiz ki yaşanan son gözaltılar herkesin aşağı yukarı bildiği bu duruma ve iddia edilen terörist örgüte bir gövde kazandırma amacını da barındırmaktadır.

Tesadüf?

Salı günki gözaltılardan birkaç saat önce İspanyol hükümeti “İspanyol ve Şili İç İşleri Bakanlıklarının anarşist terörizme karşı mücadeledeki işbirliklerinde yeni bir aşamaya girdikleri” açıklamasını yaptı. Geçtiğimiz 15 Aralık Pazartesi günü, İspanyol İç İşleri Bakanı Jorge Fernández Díaz, Şili İç İşleri Bakanı ve Başkan Yardımcısı Rodrigo Peñailillo ile Şili hükümet binası Moneda Sarayı’nda görüştü. Şili’nin en yüksek sivil nişanını (Gran Cruz a la Orden del Mérito de Chile ) alırken “Terörizme karşı savaşta Şili İspanya’da sağlam bir müttefik bulacaktır.” dedi İspanyol bakan ve tıpkı Mónica ve Francisco’nun tutuklandığı geçen yıl ki operasyonda olduğu gibi bu kez de Şili hükümetine her türlü polisiye desteği sağlayacaklarını ekledi. Övgü ve ödüller arasında, tüccar Fernandez polislerin eğitimi, adli baskı malzemeleri gibi ürünleri satmaya çalışıyordu.

Ve gelecek neler gösterecek…

Bir sonraki baskı dalgası ne zaman? Bilmiyoruz. Şu anda yoldaşlarımızın nelerle karşı karşıya olduğuna, ne ile suçlandıklarına, nasıl bir baskıyla karşı karşıya kaldıklarına, tutuklu yargılanıp yargılanmayacaklarına dair bile çok az şey biliyoruz. Gerçek şu ki bu operasyon tek başına, bağımsız bir olay değil ancak daha geniş bir zincirin bir halkası. Zaman zaman gaddar olan ve arkasına yeni yasaları alan (yakın zamandaki “Tıkaç Yasası”nı hatırlamak yeterli) bu baskı zinciri, “Kağıtsızlar”a her defasında daha da büyüyen ırkçı baskınlarla, yoksulluğu ve baskıyı yönetme istekleriyle, kısacası devleti devlet yapan bütün baskı aygıtlarıyla sözde solcu bir şekilde ve fakat her defasında aynı parodiyle devam etmekte. Tahliyeler, işkenceler, faşizm, sürekli sıkılaşan yasalar ve her türlü baskı ile hali hazırda yaşadığımız ulusalcı ve sosyal demokrat bir ilüzyon. Daha kötüsünü beklemenize gerek yok, en kötüsü geçti bile. İspanyol anti-terörizmi içine herşeyin sığabileceği bir kutu. Orada bulacağınız, sözde, devlete karşı mücadelenin terörizm olduğudur. Tıpkı bir korkuluk gibi çalışmakta. Korkacak mıyız?

Devlet ve onun organları Pandora’nın Kutusu’nu açtıklarını söylüyorlar. Yunan mitolojisinde Pandora İncildeki Havva’ya eşittir. Bu iki mitolojinin ortak karakteristiği ise,Pandora’nın kutuyu açması veHavva’nın elmayı yemesi ile, bulabileceğiniz bütün kötülüklerin ortaya saçılmasıdır. Kendi hikayemizi yaratmaya ve istediğimiz her şeyi mitolojik boka uydurmaya gücümüz yeter. Bizim tarihimiz farklı!. Bu operasyonda açılan “kutu” bizi eyleme, savunmada kalmaya ve baskının sonraki aşamalarına hazırlamaktadır. Bizi istediğimiz dünyanın ne olduğu ve bu dünya ile farkları hakkında tekrar ve tekrar düşünmeye itmektedir. Önce eyleme geçme, sonra takip etme aciliyetini göstermektedir.

Gözaltına alınan yoldaşlar çok farklı proje, kolektif, mekan vb. içinde yer almaktadır ve bu mücadelenin azalmaması, mahvolmaması (her türlü anlamı ile) çok önemlidir ki bu gibi durumlar felç etkisi yaratmaktadır.

Her zaman dediğimiz gibi “En iyi dayanışma mücadeleye devam etmektir”. Doğru, fakat, partikte ne anlam ifade ediyor? Aynı zamanda diyoruz ki “Birimize dokunan hepimize dokunur”. Bu farklı yerlerde gerçekleşen eylemlilikler ve protestolarla, heryer de yanan ateşle kendini göstermektedir. Bir şeyden eminiz ki, hücrede, parmaklıkların arasındaki yoldaşlar bu sıcaklığı hissedeceklerdir çünkü bir çok farklı durumda benzeri ateşleri kendileri yakmışlardı.

Barselona, 18 Aralık 2014

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code