Yunanistan’da Bir Özgürlük Mücadelesi: Kostas Sakkas

yunanistan-3Kostas Sakkas hakkında hiçbir delil ve dava olmadan 31 ay ceza evinde tutuldu. 31 ayın sonunda serbest kalması gerekirken hiçbir şey söylenmeden tutukluluk halinin devam etmesine karar verildi. Bu kararın üzerine anarşist tutsak Kostas Sakkas, bütün Yunanistan’a bir mektup yazarak bütün mücadelelerin bir olduğunu söyledi ve kendi bedenini bu gücün karşısına koyarak açlık grevine başladı. O’nun bu mücadelesi Yunan halkını birleştirdi ve Kostas için sistemle mücadele ettiler. Karşısında beklenmeyen bir tepki gören devlet, geri adım attı ve 30.000 euro karşılığında Kostas’ın serbest kalmasına karar verdi. Kostas’ın açlık greviyle kurulan ve O’nun özgürlüğü için mücadele eden dayanışma grubundan yaşları 20 ile 40 arasında değişen 6 kişiyle hem bu süreçlerin nasıl işlediğine hem de yunan halkı, hükümeti, polisi, medyası üzerine genel bir sohbet gerçekleştirdik. Benim gördüğüm, onların da söylediği gibi dünyanın her yerinde güç bize aynı sistemle saldırıyor, savaştığımız mekanizma aynı ve devrimin dünyanın diğer yerlerinden bağımsız, sadece bir yerde olacağına inanmıyoruz.

1. KOSTAS SAKKAS KİMDİR, NEDEN TUTUKLANDI VE SÜREÇ NASIL İŞLEDİ?

Kostas Sakkas anarşist mücadelecidir. 4 Aralık 2010 yılında 5 kişiyle beraber tutuklandı. Bir yoldaşıyla beraber evinde silah bulundu. Bu 6 kişiye ilk önce bilinmeyen bir terör örgütü suçlamaları yöneltildi. Tutuklananlardan iki kişi ilk suçlamada serbest bırakıldı. Çünkü haklarında en ufak bir delil yoktu. Kalan dört kişinin de haklarında delil olmamasına rağmen tutukluluk haline devam kararı verildi. 6 ay sonra bu dört kişi hakkında hala hiçbir delil, kanıt olmamasına rağmen Conspiracy Cells of the Fire’a üye olma suçlamaları yöneltildi ve bu şekilde onları içeride tutmaya devam ettiler. Tutuklular kendilerine yöneltilmiş bütün suçlamaları ve Conspiracy Cells of the Fire’ın üyesi olduklarını reddettiler. Başlangıçtan beri anarşist olduklarını ve direniş amacıyla silahları olduklarını söylediler. 18 ay sonra (Yunanistan’da hakkında kesin kanıt olmadan tutulabileceğin en uzun süre) devlet onları serbest bırakmamak için yeni bir şey yaptı. Bu ilk defa oluyordu. Suçlamaları, Conspiracy Cells of the Fire’a üye olmak ve Conspiracy Cells of the Fire’ın yaptığı eylemler olmak üzere ikiye ayırdılar. Yani ilk olarak onlara Conspiracy Cells of the Fire’a üyelik suçlamalarını yöneltip içeride tuttular ve 18 ay sonrasında bu sefer Conspiracy Cells of the Fire’ın yaptığı eylemlerin suçlamalarını yönelttiler. 18 ay sonra onları 12 ay daha cezaevinde tutmaya karar verdiler. Bunun üzerine 4 Haziran 2012′de açlık grevine başladılar ve devlet bir kişiyi, Stella Antoniou’yu serbest bıraktı. Diğerleri ise Conspiracy Cells of the Fire’ın eylemleri suçlamalarıyla bir yıl daha içerde tutuldular. İçlerinden iki kişi mahkemeye çıktı ve haklarında hiçbir delil olmamasına rağmen ve Conspiracy Cells of the Fire’a üye olma suçundan ceza aldı. Ama Kostas’a bir ceza verilmedi. Kostas 4 haziran 2013 te serbest kalmaya hazırlanırken, bu sefer hiçbir suçlamada bile bulunup, söylenmeden , 6 ay daha cezaevinde kalacağı söylendi.

2. KOSTAS’IN DURUMUNDA OLAN BAŞKALARI VAR MI?

Anarşist tutsak Gerasimos Tsakalos un da benzer bir durumu vardı. Gerasimos Tsakalos, Conspiracy Cells of the Fire’ın üyesi olduğunu kabul etmiş bir anarşist tutsaktır. Onun hakkında da mahkeme olmamıştır ve oun da Kostas’tan bir ay önce serbest bırakılması gerekiyordu. İçerde geçirdiği 31 ay sonrasında hala hakkında duruşma olmamasına rağmen, ona çok enteresan şekilde yeni suçlamalar yönelttiler. Başka anarşistlerin yaptığı eylemlerden, fiziksel olarak değil, etik açıdan ve düşünsel olarak sorumlu olduğu suçlamalarını yöneltip, onu 12 ay daha cezaevinde tuttular. Şu anda da hakkında hiçbir delil, kanıt, mahkeme ve yasal uygulama olmamasına rağmen hala cezaevinde.

3. KOSTAS AÇLIK GREVİNE NASIL BAŞLADI VE NE SÖYLEMEYEK İSTİYORDU?

Açlık grevine başladığı gün yazdığı mektupta, bunu kişisel mücadelesi için değil, bütün hareketin mücadelesi için yaptığını, O’nu içerde tutmaya çalışan insanlar ve mekanizmanın, bütün Yunanistan’daki hareketlere saldıran, sosyal sorunları yaratan ve Yunanistan’daki bütün diğer haklı, sosyal hareket ve mücadelelere saldıran insanlar ve mekanizmayla aynı olduğunu söyledi.

Kostas açlık grevine 4 Haziran 2013′te başladı. Yasalar onu tutabileceği en fazla sürede tutmuştu ve bugünden sonra içerde geçirdiği her gün yasaya aykırıydı. Bu tarih onun özgür olması gereken tarihti. Açlık grevine başladığı gün yazdığı mektupta, bunu kişisel mücadelesi için değil, bütün hareketin mücadelesi için yaptığını, O’nu içerde tutmaya çalışan insanlar ve mekanizmanın, bütün Yunanistan’daki hareketlere saldıran, sosyal sorunları yaratan ve Yunanistan’daki bütün diğer haklı, sosyal hareket ve mücadelelere saldıran insanlar ve mekanizmayla aynı olduğunu söyledi. Halkidiki’deki uygunsuz altın madeni çalışmalarından( Bergama ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde siyanürle altın çıkarma politikası güden Kanadalı şirket Eldorado sorumludur. Aynı şeyi orada da yapmaktadır. Şirket, çevreyi, doğayı ve insanları katledip, buna karşı isyan edip, haklı mücadele veren bölge insanlarına hükümetin de desteğini alıp, maden işçileri ve polisle saldırmaktadır. Yunan polisleriyle şirketinin etrafında güvenlik zinciri oluşturmakta ve insanların vazgeçip razı olmaları için bölge halkından kurbanlar seçip onları gece yarısı baskınlarıyla evden alıp, tutuklayıp, en ufak bir delil, kanıt, mahkeme olmadan terör örgütü suçlamalarıyla cezaevinde tutmaktadırlar. Bölge halkı 2 yıldır mücadelesine devam etmektedir), bütün Yunanistan’daki sosyal işçi hareketleri ve hak mücadelelerinden, anarşistlerin mücadelelerinden, göçmenlerin haklarından ve mücadelelerinden ve diğer bütün farklı mücadelelerden bahsedip, savaştıkları mekanizmanın ve kişilerin aynı olduğunu söyledi. İlk defa böyle bir tutukluluk süreci işlemişti ve eğer bunun karşısında durmazsa, güce sahip olan insanlar ve bu mekanizma bu uygulamaları her alanda ve her zaman yapacaktı.

4.YUNAN HALKININ KOSTAS SAKKAS’IN AÇLIK GREVİNE KARŞI TEPKİSİ NASIL OLDU?

Neden bu böyle oldu? Bir sürü insan Kostas’ta kendini görebildi. Kostas insanların bilmediği birisiydi ama kendilerini Kostas’ın yerine koydular. Kostas’ın vücudunu, bedenini totalitarizmin karşına koyması, bu mücadelenin resmi oldu.

Başlangıçta, açlık grevi başladığında, bunun bir anarşist direnişçi için en zor durumlardan biri olacağını düşünüyorduk. Çünkü hem bu davadan dolayı (sonuçta Kostas silahlı bir anarşist direnişçi olarak lanse ediliyordu), hem bulunduğumuz zaman diliminde, devletin en çok totaliter rejiminin artığı bugünlerde bu durum için bir dayanışma yaratmak çok zor olabilirdi. Ama yavaş yavaş, neredeyse bütün anarşist hareketler Kostas ile dayanışmaya girmeye başladı. Bundan sonra da bir anda hızlı bir şekilde toplumun büyük bir kesimi büyük bir dayanışma göstermeye başladı. Kostas’ın davası için para toplamaya başlamıştık ve bir anda para topladığımız yere farklı insanlar gelmeye, Kostas’ın davası için para vermeye başladı. Neden bu böyle oldu? Bir sürü insan Kostas’ta kendini görebildi. Kostas insanların bilmediği birisiydi ama kendilerini Kostas’ın yerine koydular. Şu anda Yunanistan’daki durum; bir sürü insan bir sürü sebepten dolayı rehin (tutsak yaşam). Kimi göçmen, kimi işsiz, kimi çok yoksul ve herkes bir şeyler için mücadele veriyor. Onlar kendilerini Kostas’ın yerine koydular. Kostas’ın vücudunu, bedenini totalitarizmin karşına koyması, bu mücadelenin resmi oldu.

5. HÜKÜMETİN BU OLAYA TEPKİSİ NEYDİ VE GENELDE BU GİBİ DURUMLARDA İZLEDİĞİ POLİTİKA NE OLUYOR?

Ama bu sefer toplumun kendini, spesifik politik düşünceleriyle bu sisteme karşı direnen birinin yerine pozisyonuna koyması devleti de çok şaşırtmıştı. Bu pozisyon tamamen sisteme karşı ve sistemin dışında bir pozisyondu. Sistem için bu oldukça tuhaf bir durumdu ve tabi ki bu durumu istemedi.

Normalde, bu tür durumlarda geçmişte anarşistlerin açlık grevine gittiği ya da diğer mücadele yollarını seçtiğinde, hükümet bunu, sonuna gelmeden bitirmeye çalışıyor ve şu ana kadar henüz açlık grevinden ölen olmadı. Ama bu mücadeleciler için bir çok şeye mal oldu. Örneğin; Christophoros Marinos açlık grevindeyken, ölüme çok yaklaşmıştı ve ölmeden bir adım öncesinde serbest bırakıldı. Ne zaman anarşist mücadelecilerle bir olay yaşansa, devlet bunun intikamını almak istiyor ve sonuna kadar gidiyor. Bu sefer ne oldu? 2008 den beri ekonomik kriz var ve hükümet, devlet bütün bu zaman boyunca bir sürü değişik muhtıra gönderdi, çok değişik kanunları geçirdi ve sürekli insanları çok fazla baskı altında tuttu. Şimdi farklı bir durumumuz var, insanlar ne zaman tepki verse bu duruma hemen müdahale ettiler, izlediği politika bu. Bütün bu sene boyunca insanlar sürekli başka durumlara tepki gösterdiler. Bu hükümetten önce çok fazla bir sürü tepkimiz vardı, büyük hareketlerimiz vardı. Türkiye de ki gibi Syntagma Meydanını işgal etmiştik (2011) ve halk meclislerimiz vardı. Ama bu hükümet çok baskıcı, insanlara baskıyı çok daha fazla uyguluyor ve inanılmaz şeyler yapıyorlar. Artık direnişçiler kendileri için bile savaşamaz oldu. Kostas’ın başına gelen de buydu. Devlet durumun bu noktaya kadar geleceğini düşünemedi. Çünkü bu ve benzeri durumlarda devlet her zaman ne istediyse yapmış, büyük tepkiler oluşmamıştı. Özellikle bu davada, Conspiracy Cells of the Fire’la ilgili davalarda tepki olmuyordu. Bunun gibi bir sürü olaylar da oldu ve devlet büyük bir tepkinin olacağını hiç düşünmedi. Bu yüzden daha da ileri gittiler, ama bu sefer durum farklı oldu. Farklıydı çünkü bu sefer insanlar tepki vermeye başladı. Devlet bu durumun önünde insanlarla anlaşmaya çalışıyordu. Bu sefer silahlı bir anarşist direnişçi için dayanışma oluşmaya başladı. Aynı zamanda tehlikeli bir durumdu bu güç için. Evet bazen insanlar, işçiler, göçmenler bu gibi benzer durumlar için dayanışma örneği gösteriyordu. Ama bu sefer toplumun kendini, spesifik politik düşünceleriyle bu sisteme karşı direnen birinin yerine pozisyonuna koyması devleti de çok şaşırtmıştı. Bu pozisyon tamamen sisteme karşı ve sistemin dışında bir pozisyondu. Sistem için bu oldukça tuhaf bir durumdu ve tabi ki bu durumu istemedi. Böyle büyük bir dayanışmaya da hazırlıklı değillerdi. Dayanışma hareketi hükümetin ve mekanizmanın üstüne büyük bir baskı yaptı ve devlet geri adım atmak zorunda kaldı. Bu durumda biz de devlete geri adım attırarak bir başarı elde ettik, bu hareketin bir başarısıydı ama devletin bu durumu kabul edeceğini düşünmedik. Geri gidip başka politik hamleler yapacaklardı. Politik baskılar, toplumdaki hak ve özgürlüklere politik saldırılar ve bu böyle devam edecek. Bu devletin genel yürüttüğü politika ve bu böyle devam edecek. Ama bazen direnişi görünce geri adım atıp, etrafından dolanıyorlar. Devletin gücünün saldırısının aynı sertlikte devam edeceğini düşünüyoruz. Ama bu özel durum, Kostas’ın, anarşist hareketlerin bizim ve bütün toplumun zaferiydi. Çünkü harekette gücün karşısına, toplum olarak bir duvar ördük.

6.MEDYA KOSTAS IN DURUMUNU NASIL GÖSTERDİ? YUNANİSTAN’DA MEDYANIN DURUMU NASIL? SOSYAL MEDYANIN BURDAKİ GÜCÜ NEDİR?

Öncelikle burada televizyon ve diğer medya araçları olmak üzere bir ayrım var. Burada televizyon kanalları, patronlara ait. Büyük şirketler, büyük patronlar,televizyonları ele geçirmiş durumda. Yani bizim bir şekilde iki tane farklı gerçekliğimiz var. TV düne kadar Kostas ve açlık grevi hakkında hiçbir şey söylememeye çalıştı ve bu başka bir gerçeklik gibiydi. Bütün şehirde, bütün Yunanistan da her gün bununla ilgili olaylar, protestolar oluyor ama TV izliyorsun, orda ne Kostas, ne olaylar hakkında hiçbir şey yok. TV, Kostas hakkında konuşmaya başladığında bile sadece onun adını ve açlık grevinde olduğunu söylüyordu, başka bir bilgi yoktu. Burada televizyonlar, gazeteler, radyolar ile sosyal medya arasında büyük farklılıklar vardı. Başlangıçta bazı gazeteler Kostas Sakkas hakkında ufak yazılar yazıyordu. Kostas’ın dayanışma grubu, radyolar, diğer gazeteler olarak sürekli Kostas’ın durumunu konuşuyordu. Bu gazete ve radyolarda dayanışma grubunun çabalarıyla yazıyorlardı. Yunanistan’da Syntagma meydanını işgal edip, halk meclislerini kurduğumuzda, sosyal medya üzerinden konuşuyorduk ve bu Kostas ın durumunda da kullanıldı. İnsanlar tarafından sosyal medya da gruplar kuruldu (FREE SAKKAS) ve genellikle bu gruplar hareketin sol görüşlü partileri tarafından yapıldı. Başlangıçta bu hareket anarşist bir hareketti ama sonrasında sol düşünce iyice içine girdi.

Anarşistlerin Atina’da buluştuğu Exarchia Meydanı’ndan bir pankart.

Anarşistlerin Atina’da buluştuğu Exarchia Meydanı’ndan bir pankart.

7. KOSTAS SAKKAS DAYANIŞMASININ DURUŞU VE GÜCÜ NEDİR? BU DAVA İÇİN NELER YAPIYORSUNUZ VE DİĞER DAYANIŞMA GRUPLARIYLA BAĞLANTILARINIZ NASIL?

Öncelikle dayanışma olarak bir sürü yolu kullanıyoruz. Başta bir sürü pankartlar, bildiriler, posterler kullandık. Konserler yaptık, konserlere gittik ve insanlara Kostas’ın durumunu anlattık. Bir sürü hareketler, protestolar oldu, geceleri gücün sembollerine saldırılıyordu. Bütün Yunanistan da eylemler ve protestolar yapıldı. Aynı zamanda Atina’da anarşistler tarafından organize edilmiş Syntagma Meydanı işgalinden sonraki 2′nci en büyük katılımlı eylem yapıldı. Hastaneler dayanışması grubu Kostas hakkında forumlar düzenliyordu, motosiklet grupları Kostas için eylemler yapıyordu, bir sürü farklı gruplardan hareketler geldi. Bu dayanışmanın yaptıklarının yarısıydı. Dayanışma forumlarında, toplantılarında politik stratejiler üzerine düşünüyorduk ve Kostas’ın dayanışma grubu olarak başlangıçta bu durumu bütün halka, topluma açmanın çok önemli olduğunu düşünüyorduk. Açlık grevinin hemen başında bunu bütün topluma açtık ve ulaşabildiğimiz her insana ulaşmaya çalıştık. Zaman geçiyordu ve politik olarak baskı yapmamız çok önemliydi. Örneğin turistik yerlerde eylemler yaptık (Akrapolis) ve bu hükümeti gerçekten rahatsız etti. Çünkü Akrapolis bütün Yunanistan’ın turistik ve ekonomik merkezinin sembolüydü. Devlet bu harekete oldukça sert ve baskıcı bir tepki verdi. Hareketin Atina dışındaki grupları da bütün Yunanistan da aynı yolu izledi. Girit Adası’nda turistik organizasyonlar binasının işgal edildiğini duyduk. Bütün Yunanistan’da oldu bu. Binalar işgal edildi, hareketin merkezi haline getirildi. İnsanlar oralarda buluşup, konuşuyorlardı. Kostas’ın da mektubunda dediği gibi “bütün mücadeleler bağlantılıdır“ bizde diğer mücadelelerle bağlantıya geçmeye başladık. Örneğin; kaçırılan bir Türk politik sığınmacı hakkında bir protesto vardı ( Atina’da bir akşam işinden çıktıktan sonra, bir anda siyah bir arabayla kaçırılan ve sonradan gizli yollardan Türkiye’ye teslim edildiği öğrenilen 19-20 yaşlarında genç bir çocuk. Çevredekilerle yaptığım konuşmalarda, bu kişinin gayet neşeli, iyi, genç bir çocuk olduğu, bir süredir Atina’da yaşadığı, Türkiye’deki hareketlerden sonra burada da Taksim ve Gezi ile ilgili bildiriler dağıttığı, ama bu olayın daha çok Amerika ile ilgili olduğu, onlar için bir olayı örtbas etmek için birine ihtiyaç duyulduğu, Yunan, Türk hükümetleri ve CIA işbirliğiyle kaçırıldığı iddia ediliyordu) ve oraya bildirilerle gittik. Diğer işgal evlerine de bu bildirileri verdik. Biz de bütün bu mücadelenin bağlantılı olduğuna inanıyorduk.

yunanistan-28. ULUSLARARASI DAYANIŞMA NASILDI? MESELA BİZ TÜRKİYE’DE BELLİ BİR KESİM OLARAK KOSTAS’IN DURUMUNU YAKINDAN TAKİP ETTİK, EYLEMLER YAPTIK, HABERLERİ PAYLAŞTIK. ULUSLARARASI DAYANIŞMANIN GÜCÜ NEDİR?

Ama tabii ki uluslararası dayanışmanın çok önemli olduğuna inanıyoruz. Anarşistler gibi biz de sınırlara, uluslara inanmıyoruz. Dayanışmanın bütün insanları olarak, uluslararası dayanışma sahip olduğumuz en büyük güç. Aynı zamanda şunu da gördük; gücün saldırısı dünyanın bütün her yerinde aynı. Büyük şirketler ve hükümetler her yere aynı şekilde saldırıyorlar. Aynı zamanda devrimin dünyanın diğer yerlerinden bağımsız, sadece bir yerde olacağına inanmıyoruz. Bütün insanların, güce karşı hep birlikte savaşması gerektiğine inanıyoruz

Bir sürü değişik yerden Kostas’ın durumu ile ilgili hareketler yapıldığını duyduk. Örneğin; Türkiye’den, Portekiz’den, Almanya’dan, Cakarta’dan değişik yerlerden haberler aldık. Burada ki önemli durum, biz bu durumu uluslararası arenaya açmamıştık, uluslararası bir dayanışma oluşturmalıydık ama yapmamıştık. Kendiliğinden ve birilerinden gelişen bir durum oldu. Örneğin Kostas’ın mektubunu diğer dillerde yayınlamalıydık, ama bunu birisi kendiliğinden yaptı ve yayınladı. Ama tabii ki uluslararası dayanışmanın çok önemli olduğuna inanıyoruz. Anarşistler gibi biz de sınırlara, uluslara inanmıyoruz. Dayanışmanın bütün insanları olarak, uluslararası dayanışma sahip olduğumuz en büyük güç. Aynı zamanda şunu da gördük; gücün saldırısı dünyanın bütün her yerinde aynı. Büyük şirketler ve hükümetler her yere aynı şekilde saldırıyorlar. Aynı zamanda devrimin dünyanın diğer yerlerinden bağımsız, sadece bir yerde olacağına inanmıyoruz. Bütün insanların, güce karşı hep birlikte savaşması gerektiğine inanıyoruz. Bir sürü amaç var ama tabii burada sadece 6 kişiyiz ve bunu net analiz edemeyiz. Burada Yunanistan’da uluslararası dayanışmayla ilgili bazı sorunlarımız var. Bütün bu yıllar boyunca, diğer hareketlerle, gruplarla yeterli bağlantıyı kuramadık. Buradaki hareketler biraz kapalıydı. Hala büyük bir uluslararası hareketi organize edemedik. Bir şey daha var. Tabii ki uluslararası dayanışmanın önemini görüyoruz ve gücün stratejileri dünyanın her yerinde aynı olduğunu biliyoruz. Bu yüzden büyük bir pankart hazırladık. Bu hem eylemimizde hem de bütün mücadele yerlerinde vardı ve diyordu ki “Türkiye’de, Yunanistan’da, Brezilya’da Bütün Gücümüzle ve Kalbimizle Mücadele”. Bu Kostas için yapılan büyük eylemde de yazıyordu ve tabi ki kendimizi uluslararası hareketin bir parçası olarak görüyoruz, sadece Yunanistan’ın değil.

9. İNTERNETTE, KOSTAS SERBEST BIRAKILMADAN ÖNCE BİR VİDEO GÖRDÜM. BARIŞÇIL BİR GÖSTERİ YAPILIYORDU VE POLİSLER BİRANDA MOTORSİKLETLERİYLE BU GÖSTERİYE SALDIRDI VE BÜYÜK BİR ŞİDDET UYGULADILAR. BİRAZ YUNAN POLİSİNDEN BAHSEDELİM. HEM BU DAVADA, HEM GÖSTERİLERDE, PROTESTOLARDA… POLİSİN BURADAKİ GENEL POZİSYONU NEDİR?

Burada polis devletin politikalarına göre hareket ediyor, Yani sonuçta bu polis, bu devlet tarafından korunuyor. Bu, politik bir seçim.

Az önce söylediğin gösteride durum gerçekten de öyleydi. Turistik bir yer, Akropolis’te gerçekleşen barışçıl bir gösteriydi. Burada gösteri yapmanın, gücü ve devleti oldukça rahatsız edeceğini düşünmüştük. Ama polisin genel durumundan konuşalım; burada polis devletin politikalarına göre hareket ediyor ki bu unutmamamız gereken bir şey. Devlet, duruma göre ihtiyacı olan polisi üretiyor. 2008 isyanı ve krizinden sonra polis sistemi, ayaklanmalara göre değişti. Daha çok askeri bir birlikmiş gibi olmaya başladı. Biz şöyle diyoruz, eskiden askeri güçleri kullanıyorlardı. Şu anda da eskisi gibi asker devleti yapamıyorlar ama aynı amaç için polisi kullanıyorlar. Şimdi motosikletli yeni polisleri var, su atmak için yeni silahlar ve araçlar alıyorlar, çok fazla kimyasal silah kullanıyorlar ve gösterilerde insanlara çok fazla şiddet uyguluyorlar. Onlar bu adı kullanmasalar da, askeri güç gibiler. Aynı zamanda polis gücünün büyük bir çoğunluğunu sağcı radikal, neo nazi ve faşist parti olan Χρυσή Αυγή (Altın Şafak) oluşturmaktadır. Bu Yunanistan’daki iç savaş öncesi durumlara benziyor. Beyaz terörizm olarak adlandırdığımız bu dönemde, sağ görüş, onlara karşı gelen toplumun büyük bir kısmına terörizm estiriyor, evleri basıp sol görüşlü insanları dövüyorlardı. Şimdi de yine aynı şeyi görüyoruz. Polisler şimdi göçmenlere sokak ortasında saldırmaya başlıyor, sol görüşlü insanları dövüyorlar, anarşistlere büyük işkenceler yapıyorlar. Örneğin geçenlerde faşizme karşı motosikletlerle büyük bir gösterimiz vardı. Polis bu gösteriye saldırdı ve 15 kişiyi yakaladı ve onlara çok kötü işkenceler yaptı. Pankart tutan anarşistleri de yakalayınca aynı şekilde çok kötü işkenceler yapıyorlar. Ve şimdi yakalananların normal fotoğrafları televizyon da gösterilmeye başlandı ama işkence görmüş halini hiç göstermiyorlar, normal fotoğraflarını gösteriyorlar. Yani sonuçta bu polis, bu devlet tarafından korunuyor. Bu, politik bir seçim. Aynı zamanda eğer internette videolara bakarsanız polisin neo-nazilerle beraber çalıştığını göreceksiniz. Birkaç gün önce neo naziler ve polisler birlikte anarşistlerin olduğu bir binaya saldırıyorlardı. Bir çok konuda bunlar beraber çalışıyorlar .

10. BURADA POLİS OLMAK İÇİN NE GEREKİYOR? POLİSİN EĞİTİM SİSTEMİ NASIL? KİMLER POLİS OLABİLİYOR VE MESELA İNSANLARA ŞİDDET GÖSTERDİLER Mİ YA DA BENZERİ DURUMLARDA YARGILANIYORLAR MI?

Bu politik sistemin, devletin polis şiddetini ne kadar çok iyi sakladığını gösterdi. Onlar yaptılar bu polisi ve bu polislere ihtiyaçları var. Bu da neden böyle polisler seçtiklerini gösteriyor.

Burada polis olmak için özel bir eğitim sisteminden geçmene gerek yok. Özellikle şu zamanda polis okulundan insan almıyorlar, bazı polis kuvvetlerinden alıyorlar. Bu polis kuvvetlerine girmek de çok basit, sadece okuldan birkaç belge getiriyorsun ve bu polis kuvvetlerine giriyorsun. Halk polisi denen bir sistem. Özel korumalarda başvuruyorlar buraya ve şimdi polis kuvvetlerine insanları buralardan alıyorlar. Bunun böyle olmasının bir nedeni var. Düşük eğitim görmüş insanları seçiyorlar. Kimlerin sağ görüşü, faşist görüşü varsa, kimler sokaklarda düşmanları görebiliyorsa (göçmenler, anarşistler, solcular) şimdi onları polisin içine yerleştirdiler. Bu, politik sistemin bir seçimi. Şunu da gördük, olan tek ceza açığa alınıp, gizli soruşturuluyor ama sonucunda yaptığına dair en ufak bir cezaya çarptırılmıyor. Bunun politik olduğunu ve hükümet tarafından korunup, gizlendiğini biliyoruz. Birisi motosiklet gösterisinden, diğeri silahlı soygundan alınan iki anarşistin işkence gördüğü bir davada, The Guardian gazetesi bu haberlere ve insanların Yunanistan’da işkence gördüğüne yer vermişti. Bu haberin hemen ardından iç işleri bakanı, The Guardian’a dava açacağını, çünkü Yunanistan da işkence olmadığını söyledi. Ve tabii ki de bunu hiçbir zaman yapmadı, The Guardian’a hiçbir zaman dava açmadı. Bu politik sistemin, devletin polis şiddetini ne kadar çok iyi sakladığını gösterdi. Onlar yaptılar bu polisi ve bu polislere ihtiyaçları var. Bu da neden böyle polisler seçtiklerini gösteriyor.

11. TÜRKİYE DEKİ GÖSTERİLERİ, AYAKLANMALARI GÖRDÜNÜZ. BÖYLE BİR ŞEY BEKLER MİYDİNİZ? BURDAN NE GÖRDÜNÜZ VE BU AYAKLANMALARIN BURAYA BİR ETKİSİ OLDU MU?

Türkiye’de, Brezilya da ve dünyanın dört bir yanında farklı yerlerde gördük, insanlar isyanda. Bunun karşısında güç ne yapmaya çalışıyor; bu isyanlar arasındaki bağlantılı oldukları noktaları göstermemeye, saklamaya çalışıyor. Ama biz kendi çabalarımızla bu noktaları bulup bağlantıları kurmaya çalışıyoruz.

yunanistan-1Burada medyada bir sürü görüntüler gördük. Ama bunun neden olduğuna dair ciddi analizler yoktu. Bundan sonra alkol içemeyecekleri için yaptılar dediler. Ama özelleştirmeler, şirketler hakkında hiçbir şey söylemediler. Çünkü şuna inanıyoruz, medya Türkiye’deki insanların da buradaki aynı nedenlerle ayaklandıklarını, aynı şeylere karşı olduklarını söyleyemedi. Biz de burada özelleştirmeler ile savaşıyoruz ve medya bize bunun özelleştirme olduğunu söylemeyip, ekonomik büyüme olduğunu söyledi. Gerçeği söylemediler çünkü burada da aynı şeylerin olacağından korktular. Aynı zamanda güç, ayaklanmanın bir yerde başladıktan sonra, diğer yerlere domino etkisiyle sıçramasından çok korkuyor. Örneğin bir gün Kostas için toplantıdayken, dışarıda Türkiye için sol görüşlüler tarafından düzenlenmiş gösteriye denk geldik ve her tarafta çok fazla polis vardı. Eğer Türkiye’deki olaylarla ilgili bir dayanışma olup olmadığını sorarsan, bazı hareketler vardı küçük çapta, daha önce de söylediğimiz gibi uluslararası dayanışma da bazı sorunlarımız var, ama yine de bu konu açık toplantılarda, konuşmalarda tartışıldı, konuşuldu. Bazı posterler ve pankartlarda asıldı, çok büyük olmasada. Ama tabi ki Türkiye’nin geçmişini, tarihte totaliter rejime karşı uzun süren direnişlerini, burada olan bir sürü Türk politik sığınmacıyı, 80’lerde ki büyük açlık grevlerini, insanlara ve mücadeleye yönelik yapılan büyük operasyonları biliyoruz. Ve şimdi de bu isyanın büyüklüğünden, Türkiye’nin diğer şehirlerine de sıçramasından çok etkilendik. Bizim gördüğümüz kadarıyla bu gerçekten büyük bir isyan. Şöyle düşünüyoruz; artık böyle şeyler çok hızlı oluyor, bunu Türkiye’de, Brezilya da ve dünyanın dört bir yanında farklı yerlerde gördük, insanlar isyanda. Bunun karşısında güç ne yapmaya çalışıyor; bu isyanlar arasındaki bağlantılı oldukları noktaları göstermemeye, saklamaya çalışıyor. Ama biz kendi çabalarımızla bu noktaları bulup bağlantıları kurmaya çalışıyoruz.

Η αλληλεγγύη το όπλο των λαών, πόλεμο στον πόλεμο των αφεντικών

Dayanışma insanların silahıdır. Patronların savaşına karşı savaşıyoruz

SEVGİLERLE

Atakan tan-bolilombo-

Kaynak: Direnişteyiz.org

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code