Cezaevlerinden sokaklara taşan direniş serhildana dönüşüyor

Süresiz dönüşümsüz açlık grevlerine destek amacıyla 6 merkezde gerçekleştirilen eylemler çığ gibi büyüyor. Cezaevlerinden taşan direniş sokaklarda serhildanlara dönüşüyor.

43. gününü geride bırakan süresiz dönüşümsüz açlık grevlerine destek amacıyla Diyarbakır’ın Hazro, Ağrı’nın Patnos İlçeleri ile, Hakkari, Van, Adana ve Adana’nın Ceyhan İlçesi’nde eylemler düzenlendi.

Diyarbakır’ın Hazro ilçesinde, BDP İlçe binası önünde bir araya gelen ve aralarında BDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Zübeyde Zümrüt, BDP Hazro İlçe Başkanı Şakir Dolan ve birçok BDP yöneticisinin de bulunduğu kitle, süresiz-dönüşümsüz açlık grevine dikkat çekmek amacıyla yürüyüş yaptı. “Bijî Serok Apo”, “Zindan direnişi onurumuzdur”, “Baskılar bizi yıldaramaz” sloganları atan kitle yürüyüşle Cumhuriyet Meydanı’na kadar geldi. Burada konuşan BDP Diyarbakır İl Eş Başkanı Zübeyde Zümrüt, cezaevindeki direnişi selamladıklarını belirterek, “Bütün Kürdistan bölgelerinde bulunan Kürt halkı cezaevlerindeki direniş için gece gündüz demeden eylemler yapmalıdır. Artık eski Kürt değiliz. Baskıya karşı boyun eğmeyeceğiz, her yerde örgütleneceğiz” dedi. Konuşmanın ardından 5 dakikalık oturma eyleminin ardından açıklama sona erdi.

PATNOS’TA YÜRÜYÜŞ

BDP Patnos İlçe Örgütü ilçe binasından Dörtyol’a kadar yürüyüş düzenledi. Yürüyüşe BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, Patnos Belediye Başkanı Yusuf Yılmaz, il genel ve belediye meclis üyeleri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Yürüyüş boyunca, “Bijî Serok Apo” sloganı atılarak, “Sayın Öcalan özgür olmadan asla barış olmaz”, “Özgür Önderlik özgür Kürdistanlı tüm arkadaşları selamlıyoruz” pankartı taşındı. Dörtyol’da konuşan BDP Patnos İlçe Başkanı Şirin Güler, 12 Eylül’den bu yana devam eden açlık grevlerine girenlerin sağlık durumlarının tehlike arz ettiğini belirterek, “Kaybedilecek her dakika ciddi bir sorumluluk yükleyecek. Bu saatten sonra vakit geçirmeden açlık grevi eylemine katılanların ifade ettikleri talepler doğrultusunda somut adımlar hemen atılmalıdır” dedi. BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ise, açlık grevindekilerin tutumu ve isteklerinin ortada olduğunu ve kendilerinin de bu talepleri desteklediklerini belirterek, “Cezaevlerinde ölüm oruçlarının bitmesi ve barışın sağlanması için Sayın Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşularının derhal iyileştirmesini talep ediyoruz” dedi.

HAKKARİ’DE EMEKÇİLERDEN HÜKÜMET’E ÇAĞRI

KESK Hakkari Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Şerif Ateş, barışın sağlanması için diyalog çağrısında bulundu. Bulvar Caddesi üzerinde bulunan belediye binası önünde emekçiler ile birlikte açıklama yapan Ateş, bedenlerini ölüm orucuna yatıran tutsakların sesine kulak vermenin, yaşanacak ölümlerin ve rahatsızlıkların önüne geçmenin onurlu insan-toplum olmanın bir gerekliliği olduğunu söyledi. Ateş, “Maalesef iktidar her zaman yaptığı gibi bütün algılarını kapatmış kör, sağır ve dilsizi oynamaktadır. AKP şunu bilmeli ki, Bu çığlığa kulak tıkamak Türkiye’yi parçalamaktır. Tutsakların sağlık durumları git gide kötüleşiyor. Baş dönmesi, mide bulantısı ve kanamalar başladı. Tam 43 gündür yüzlerce mahkum aç, susuz, tek bir lokma dahi yemeden çözüm için bir adım atılmasını bekliyorlar. Peki, ne için; 1000 yıldır beraber yaşadığımız; ama özellikle Cumhuriyetin kuruluşundan beri hakları gasp edilen, kimliklerinden dolayı yargılanan, anadilleri yok sayılan Kürt halkının bu makul insani taleplerinin görülmesi için. Bu coğrafyada yaşayan halkların ortak ama onurlu bir yaşam sürdürmeleri için artık sözün bittiği yerdeyiz” dedi. Ateş, iktidarın ölümler yaşanmadan gerekli girişimlerde bulunması gerektiğini kaydetti. Açıklamaya Belediye Başkanvekili Bülent Armut, BDP İl Başkanı Rahmi Kurt, STK üyeleri ile çok sayıda yurttaş da katıldı.

VAN’DA TUTSAKLARIN MESAJLARI OKUNDU

Van Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan Feqiyê Teyran Parkı’nda basın açıklaması düzenlendi. TUYAD-DER ve İHD öncülüğünde yapılan açıklamaya Eğitim Sen, SES ve TMMOB yönetici ve üyeleri de destek sundu. Beyaz önlüklerin giyildiği açıklamada İHD Van Şube Başkanı Ömer Işık kısa bir konuşma yaptı. Kürt tutsakların 12 Eylül günü başlattıkları süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerinde, ölümler yaşanmadan, kalıcı ve geri dönüşümsüz sakatlanmalar oluşmadan bir an önce çözüm yoluna girilmesi gerektiğini belirten Işık, taleplerin yerine getirilmesi gerektiğini kaydetti. Işık, Daha sonra konuşan TUYAD-DER Van İl Başkanı Ahmet Aygün, cezaevinde açlık grevinde bulunan Haydar Sever, Mehmet Sıdık Ayaz, Murat Bütün, Doğan Kobanî, Osman Pinç, Hüseyin Batıbey, Erhan Aydın, Bazi Aslan, Reşit Taş, Mehmet Akar, Osman Bozkurt ve Mazlum Kaplan’ın mesajlarını okudu. Açıklamanın ardından 30 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

ADANA’DA 28 EKİM MİTİNGİNE ÇAĞRI

Adana’nın Seyhan İlçesi’ne bağlı 5 Ocak Meydanı’nda bir araya gelen Adana Tabip Odası, DİSK, KESK Adana Şubeler Platformu, Halkevleri, Adana TUHADER, İHD, TİHV, ÖDP, BDP ve HDK üyeleri cezaevlerinde devam eden süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla İnönü Parkı’na kadar yürümek istedi. “Ölümleri durdurun, 43 gündür açlık grevinde olan tutsakların sesini duyun” yazılı pankartı taşıyan kitle, sık sık “Tecridi kaldırın ölümleri durdurun”, “Baskılar bizi yıldıramaz” şeklinde slogan attı. Kitlenin önünü kesen polis yürüyüşü engellemek istedi. Kitle ve polis arasında yaşanan kısa gerginliğin ardından polislerin yolu açmasıyla yürüyüşlerine devam eden kitle, İnönü Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Kitle adına basın açıklamasını HDK Adana Sözcüsü Güven Boğa yaptı. Boğa, açıklamasında açlık grevlerinin 43. gününe girdiğine dikkat çekerek, tutsakların sağlık sorunlarının baş gösterdiğini ifade etti. PKK’li ve PAJK’lı tutsakların taleplerini hatırlatan Boğa, taleplerin derhal karşılanarak gelişebilecek olumsuz durumların önünün alınması çağrısında bulundu. Boğa, Kürt sorununun diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğinin altını çizdi. 28 Ekim tarihinde BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın katılımıyla cezaevlerinde sürdürülen açlık grevlerine ilişkin düzenlenecek olan mitinge katılım çağrısı yapan Boğa, “Umarım o tarihe kadar hükümet açlık grevlerine ilişkin bir adım atar ve biz de o mitingde barış ve kardeşlik türküleriyle halay çekeriz” dedi.

CEYHAN’DA OTURMA EYLEMİ

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Ceyhan İlçe Örgütü, Küçükkırım Mahallesi Orhan Kemal Bulvarı’nda bir araya gelerek, oturma eylemi gerçekleştirdi. Oturma eylemine BDP Ceyhan İlçe Başkanı Tahir Özdemir, BDP Adana eski İl Başkanı Seyfettin Aydemir, BDP’liler, Barış Annelerinin yanı sıra yüzlerce yurttaş katıldı. Oturma eylemi sırasında BDP Ceyhan İlçe Başkanı Tahir Özdemir kısa bir konuşma yaptı. Tutsakların açlık grevlerinin 43’üncü günü geride bıraktığının altını çizen Özdemir, bu onurlu direnişe herkesin duyarlı olması gerektiğini vurguladı. Açlık grevinde olan tutsaklara destek olabilmek için oturma eylemi yaptıklarını söyleyen Özdemir, yetkililerin sağır sultanı oynadığını kaydetti. Özdemir, “AKP hükümeti sorunu çözmek istiyorsa, tutsakların taleplerini kabul etsin. Çözüm yolu İmralı’dır. Çözüm Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüdür” dedi. Konuşma sırasında bir polis amiri kitleye seslenerek, “2911 toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanuna muhalefet ediyorsunuz. Siz şu an yolu trafiğe kapatarak, suç işliyorsunuz. Eyleminizi sonlandırın” dedi. Bunun üzerine kitle durumu alkış, zılgat ve “Bijî Serok Apo” sloganıyla protesto etti.

Konuşma sonrası kitle oturma eylemini 45 dakika boyunca sürdürdü. Kitle sık sık, “Bijî Serok Apo”, “Bê Serok jiyan nabe” ve “Tutsaklara özgürlük” sloganı attı. Oturma eylemi sonrası kitle, Orhan Kemal Bulvarı boyunca yürüyüp, eylemini sonlandırdı.

Açlık grevleri yayılıyor

PKK’li ve PAJK’lı tutsakların başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine Adana, Mersin, Bursa, Tokat ve Rize’deki cezaevlerinde bulunan 7’si çocuk 23 tutsak daha katıldı. Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde 43 gündür açlık grevinde bulunan 11 kadın tutsağın sağlık durumunun ise kötüye gittiği öğrenildi.

Türk cezaevlerinde PKK’li ve PAJK’lı tutsakların 12 Eylül’den bu yana sürdürdükleri süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine 23 tutsak daha katıldı. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük şartlarının yerine getirilmesi ile Kürtlerin demokratik taleplerinin kabul edilmesi amacıyla başlatılan açlık grevi eylemlerine katılanlardan Mersin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan 9 tutsaktan 7’sinin çocuk olduğu bildirildi. Açlık grevine başlayan tutsakların isimlerinin şunlar olduğu öğrenildi;

-Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 15 Ekimde; Yılmaz Kahraman, İsa Kilvan, Kenan Yıldızbakan, Haşim Dölek ve Şemsettin Gergin.

-Bursa H Tipi Kapalı Cezaevi’nde 15 Ekim’de; Osman Kılavuz, Hüseyin Beyaz, Samet Aydemir ve Ayhan Dağ.

-Rize Kalkandere L Tipi Kapalı Cezaevi’nde 16 Ekim’de; Sedat Oğul ve Sedat Can. Kalkandere Cezaevi’nde daha önceden de 8 tutsak açlık grevine başladıklarını duyurmuştu. Açlık grevinde bulunan tutsakların tek kişilik dar hücrelerde tutulduğu ve hastaneye sevk gibi taleplerinin cezaevi idaresi tarafından engellendiği öğrenildi.

-Mersin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 19 Ekim’de; H.A., O.B., M.K., H.A., S.S., K.S. ve P.E. isimli çocuk tutsakların yanı sıra Gıyasettin Yalçın ve Sait Kaya.

-Tokat Cezaevi’nde 23 Eki’mde; Halil Dağ, Celal Binici, Halil İbrahim Çelikdemir.

DİYARBAKIR’DAKİ 11 KADIN TUTSAĞIN DURUMU KÖTÜYE GİDİYOR

Öte yandan açlık grevi eylemini başlatan ilk grup içinde yer alan ve 12 Eylül’den bu yana Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde açlık grevinde bulunan 11 kadın tutsağa ilişkin alınan bilgilere göre, tutsakların sağlığının gün geçtikçe kötüye gittiği öğrenildi. 43 gündür açlık grevinde bulunan tutsakların isimleri ve yaşadıkları sağlık sorunları şöyle;

-Sara Aktaş: Baş dönmesi, halsizlik, eklem ve baş ağrıları, yürümekte zorlanma, kusma, ses ve kokuya karşı aşırı hassasiyet, düzensiz tansiyon düşmesi ya da yükselmesi, uykusuzluk.

-Herdem Kızılkaya: Baş dönmesi, halsizlik, eklem ve baş ağrıları, düzensiz tansiyon düşmesi ya da yükselmesi, kilo kaybı, içecek almada zorlanma, uykusuzluk.

-Zeynep Kaplan: Halsizlik, düzensiz tansiyon düşmesi ya da yükselmesi, kilo kaybı, baş ve eklem ağrıları, ishal.

-Besime Konca: Baş dönmesi, halsizlik, eklem ve baş ağrıları, gözaltı kapaklarının morarması, uykusuzluk.

-Nihayet Taşdemir: Halsizlik, kilo kaybı, düzensiz tansiyon düşmesi ya da yükselmesi, nefes almada zorlanma, mide bulantısı.

-Mizgin Arı: Baş dönmesi, baş ve eklem ağrıları, düzensiz tansiyon düşmesi ya da yükselmesi.

-Teybet Belge: Halsizlik, baş ve eklem ağrısı, kilo kaybı ve ishal.

-Pero Dündar: Baş ve eklem ağrısı, ses ve kokuya karşı aşırı hassasiyet, uykusuzluk, kusma, içecek almada zorlanma, düzensiz tansiyon düşmesi ya da yükselmesi.

-Seve Demir: Baş ve eklem ağrıları, ses ve kokuya karşı aşırı hassasiyet, burun kanaması, düzensiz tansiyon düşmesi ya da yükselmesi.

-Elif Ekinci: Baş dönmesi, kilo kaybı, halsizlik, düzensiz tansiyon düşmesi ya da yükselmesi.

-Ayşe Irmak: Baş dönmesi, halsizlik, düzensiz tansiyon düşmesi ya da yükselmesi, kilo kaybı.

Demirtaş: Gün topyekun direniş günüdür

Midyat Cezaevi önünde 2 gündür oturma eylemi yapan kitleyi ziyaret eden BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Gün evinde oturup hangi Kürt genci ölecek diye bekleme günü değil. Herkes alanlara çıkıp, onuruna nasıl sahip çıktığını herkese gösterme günüdür. Gün topyekun direniş günüdür. Onların direnişi bizim direnişimizdir” dedi.

Midyat Cezaevi önünde 2 gündür açlık grevindeki tutsaklara destek vermek için Şırnak’ın Silopi, İdil, Cizre, Uludere ve Beytüşşebap ilçeleri ile Mardin’in Nusaybin ve Dargeçit ilçelerinden gelerek oturma eylemi başlatan halka BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın da içinde olduğu BDP milletvekili heyeti ziyaret etti. Dün gün boyu aralıklarla yağan yağmur ve soğuk havaya rağmen eylemlerini sürdüren yüzlerce kişi öğlen namazını cezaevi önündeki boş arazide kıldı. Namazın ardından İHD heyetinin sabah gerçekleştirdiği ziyaret esnasında açlık grevindeki tutsakların dışarıda kendilerine destek veren kitleye hitaben yazdığı Kürtçe mesaj okundu. Mesajın okunduğu anlarda duygu dolu anlar yaşanırken, bazı tutuklu yakınları ise baygınlık geçirdi. Tutsaklar mesajında ilk anda neler olduğunu anlayamadıklarını, eylemin ilerleyen saatlerinde durumun fark edilmesiyle tüm cezaevinde coşkunun arttığını, eylemdeki arkadaşlarının da kitlenin sloganlarına karşılık verdiklerini belirtti. Bazı arkadaşlarının durumunun kritik aşamada olduğunu bildiren tutsaklar, eylemlerini kararlılıkla sürdüreceklerini ve taleplerinin karşılanmaması durumunda yeni katılımlarla direnişlerini güçlendireceklerini söyledi. Mesajın okunmasının ardından kitle tek bir ağızdan, “Biji berxwedana zindana” sloganları attı.

Öğlen saatlerinde Midyat Cezaevi önüne gelen BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve beraberindeki BDP’li heyet, bir süre halkla sohbet ettikten sonra cezaevi önünde basın açıklaması yaptı. Kitle sık sık, “Biji berxwedana zindana”, “Biji Serok Apo” sloganları attı. Heyet adına açıklama yapan BDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, tutsakların 12 Eylül’den bu yana açlık grevi eylemini sürdürdüklerini belirterek, 43 gündür hükümet yetkililerinin sessiz olduğunu ifade etti.

455 GÜNDÜR KOSTER BOZUK YALANI

Adalet Bakanı’nın Sincan Cezaevi’nde açlık grevine girmiş olan tutuklularla görüşmesinin olumlu olduğunu dile getiren Demirtaş, asıl olumlu gelişmenin taleplerin karşılanması olacağını ifade etti. Demirtaş, şunları ifade etti: “Bir devlet göz göre göre Anayasa’yı, kanunu çiğneyerek, 455 gündür ‘koster bozuk’, ‘hava bozuk’ yalanıyla İmralı’da tecrit uygulayamaz. Hükümet açıkça Anayasa’yı ihlal ediyor ve suç işliyor. Hakimler ve savcılar 455 gündür bir devletin Adalet Bakanı’nın suç işlemesine göz yumuyorlar. Ve İmralı’da süren tecrit ve hükümetin yaptığı usulsüzlük, dışarıda da savaş faturası olarak Türkiye toplumuna ağır bir bedel ödetiyor. Bu nedenle tutsak arkadaşlarımızın başlatmış olduğu ölüm orucu kendi kişisel cezaevindeki koşullarıyla ilgili değil. Gerillanın, polisin ve askerin anasının, babasının yanmaması için kendi bedenlerini ölüme yatırmak gibi onurlu bir direniştir. Patimiz bu konuda gerekli planlamayı programını çıkarmıştır.”

‘ARKADAŞLARIMIZIN HAYATI ADALET BAKANI’NA DEĞİL SİZE BAĞLI’

“Bizler yarın Bingöl Cezaevi’nin önünde olacağız” diyen Demirtaş, “Bizim bayram kutlamamız, bayramı sevinçle karşılamamız imkansızdır. Dışarıda, dağlarda, şehirlerde kan akarken, cezaevlerinde arkadaşlarımız genç bedenlerini ölüme yatırmışken, biz bayram kutlayamayız. Bu bayramı Kürt halkı sevinçle karşılayamaz. Ayın 27’sinde Batman’da görkemli bir mitingle halkımızın serhildan gücünü ortaya koyacağız. 28 Ekim’de Adana’da aynı tutumu sergileyeceğiz. Ayın 30’unda her yerde hayatı durdurmaya çağırıyoruz. O gün bizim için hayat durmalı tek gündemimiz ölüm orucundaki arkadaşlarımız olmalıdır. Kontak kapatarak, işe gitmeyerek, alanlarda taleplerimizi haykırarak, ancak ölümleri durdurabiliriz. Şundan emin olun içerideki arkadaşlarımızın hayatı Adalet Bakanı’na değil size bağlıdır. Biz hiçbir şahadete izin vermeyeceğiz. Bize düşen de tıpkı sizler gibi meydanlarda olmaktır. Bunun dışında hiçbir çözümün olmadığının farkındayız. Biz buradan hükümeti, vicdanlı ve ahlaklı olmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

‘DİRENİŞLE CEVAP VERDİK, DİRENİŞLE CEVAP VERECEĞİZ’

İmralı’da sürdürülen tecridin hiçbir gerekçesinin olamayacağını kaydeden Demirtaş, “Suç işliyorsunuz. Bu suçu göz göre göre işliyorsunuz. Bu suça göz yummayan halkımıza da şiddet uygulayarak, suç işliyorsunuz. İstanbul’da Diyarbakır’da gazla, panzerle halka saldırıyorsunuz. Sivil faşistleri saldırtarak, kendi çetelerinizle bu halka saldırıyorsunuz. Bir devlet eğer suç işliyorsa o devletin hiçbir meşruiyeti olamaz. Bu devlet devlet olamaz. Gece gündüz suç işleyen bir mekanizmaya biz devlet diyemeyiz. Çete olabilir. Ama devlet olamaz. Bu devleti yönetenler çeteyi yönetiyor olabilir, ama devleti yönetemez. Kürt halkı nezdinde artık devlet bu pozisyona düşmüştür. İçeride tutuklu arkadaşlarımız kendi anadillerinde savunma yapamadan 3 buçuk yılıdır içeride rehine olarak tutuluyor. Bunu yapan hakim suç işliyor. Adı mahkemedir, ama işleyişi çetedir. Orada adalet orada yargılama yoktur. Biz bu hukuksuzluklara karşı sessiz kalmadık ve kalmayacağız. Sessiz kalan onurunu yitirir. Çocuklarının özgür geleceğini yitirir. Bize köleliği dayatanlar; ‘Kürt değil Türk olacaksınız. Aslınızı inkar edeceksiniz. Çocuklarınızı asimile edeceksiniz. Anadilde eğitimi kabul etmeyeceğiz. Anadilde savunmayı kabul etmeyeceğiz. Sizi de önderliğinizi de hepinizi tutup zindanlara atacağız’ diyor, biz direnişle cevap verdik, direnişle cevap vereceğiz. Başka yol bırakmıyorlar. Halkın önüne sürekli savcılarınızı, hakimlerinizi, tankınızı, topunuzu, uçaklarınızı diktiğiniz için halk meydanlardadır” dedi.

TOPYEKÜN DİRENİŞ

“Roboski’nin hesabını vermeyen hükümet kendine demokratik bir yönetim diyemez” diyen Demirtaş, şunları ifade etti: “Geri dönüp bize terörist diyorlar. Bu zihniyet sahipleri teröristtir. Biz hiçbir zaman ölümü kanı savunmadık. Gece gündüz dilimizden barışı eksik etmedik. Eylemlerimizden söylemlerimizden barışı eksik etmedik. Kürt anaları kendi evlatlarını toprağa verirken, barış diye haykırıyor. O analardan da mı utanmıyorsunuz? Gece gündüz intikam duygusuyla faşizan saldırılar yaparken, bu halk bu zulüm altında bile barışı haykırdı. Copla, tankla saldırdığınız o anaların ve gençlerin bu ülkeye barış getirecek tek güç olduğunu bilmenizde fayda var. Bu analar bu gençler arada olmazsa bu ülkede çok daha fazla kan akar. Bu çabalarımızı anlamayan medya, hükümet ve Türk aydınları bu ölümlerden siz sorumlusunuz. Yıl 2012 insanlar aya çıkmış, bunlar hala bizi Türkleştirmeye çalışıyor. 50 bin defa söyledik bu topraklarda bir Kürdistan gerçeği var. Bir halk gerçeği var, sizin anayasanız onu değiştiremez. Artık bu faşizan politikalardan, bu tekçi politikalardan vazgeçin.” Demirtaş, “Kürt halkının gençleri içerde, dışarıda dağlarda bu politikaları kabul etmedikleri için direniyor. Gün evinde oturup hangi Kürt genci ölecek diye bekleme günü değil. Herkes alanlara çıkıp, onuruna nasıl sahip çıktığını herkese gösterme günüdür. Gün topyekun direniş günüdür. Sonuç alıncaya kadar, çözümü sağlayıncaya kadar böylesi bir duruşu, böylesi bir direnişi ortaya koymaktan çekinmeyeceğiz. Buradan ölüm orucundaki arkadaşlarımızın taleplerini sahiplendiğimizi belirtmek istiyoruz. Onların direnişi bizim direnişimizdir. Bizim için talimattır” diye belirtti.

Demirtaş ve beraberindeki heyet, Kızıltepe ilçesine geçerek, tutuklu ailelerini ziyaret edeceği öğrenildi. Açıklamanın ardından Şırnak ve Mardin BDP İl örgütleri yaptıkları açıklamayla oturma eylemi, bundan sonra Mardin Cezaevi önünde sürdürüleceğini belirtti.

‘Tutsaklara B1 bilinçli verilmiyor’

Cezaevleri İzleme Koordinasyonu, açlık grevindeki tutsaklara B1 vitamininin özellikle verilmediğine dikkat çekti. Tutsaklara kötü muamele ve tecrit işkencesi uygulandığı bilgisini verdi.

Aralarında YAKAY-DER, 78’liler Girişimi, ÇHD, MKM, Halkevleri, İHD, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu Cezaevleri İzleme Koordinasyonu, 12 Eylül’de cezaevlerinde başlayan ve 43’üncü gününe giren süresiz dönüşümsüz açlık grevlerine dikkat çekmek için Cezayir Restaurant toplantı salonunda basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, Barış Anneleri, açlık grevindeki eylemcilerin aileleri de katıldı. Salona, “Süresiz dönüşümsüz açlık grevleri 43’üncü gününde cezaevlerinde ölüm değil çözüm” pankartı asıldı. Açıklama yapan İHD İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe, 1980 yılından bugüne kadar cezaevlerinde açlık grevleri ve ölüm oruçları sonucunda 144 insanın yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Efe yetkililere seslenerek şöyle konuşu: “43’üncü gününe giren açlık grevinin ölümler yaşanmadan ve kalıcı sakatlanmalar oluşmadan bitirilmesi için talepler dikkate alınarak çözüm yolları bulunmalıdır. Aksi takdirde cezaevlerinde yaşanacak ölümlerin ve çözümsüzlüğün tek sorumlusu siz olacaksınız.”

‘EYLEMCİLERE KÖTÜ MUAMELEDE BULUNULUYOR’

Efe’nin ardından konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) üyesi Dr. Nevin Küçükçallı, “Bu ülkede birçoğumuz açlıkta ustalaştık ve ne yazık ki bir kısmımız da uzmanlaştık” diyerek, 43’üncü gününe giren açlık grevlerinin kritik bir sürece evrildiğini söyledi. Küçükçallı, Tekirdağ 2 No’lu F tipi ve Silivri Cezaevi’nde açlık grevindeki tutsaklara cezaevi yönetimi tarafından kötü muamele ve tecrit işkencesi uygulandığını belirterek, “Tüm bunların yanında B vitamini alımı çok yaşamsal bir ihtiyaç olmasına rağmen, B vitaminlerinin açlık grevcilerine ulaştırılmasında sıkıntı yaşanıyor” dedi. Küçükçallı, açlık grevindeki tutsakların, uzun süre beslenmemeye bağlı olarak bağışıklık sistemlerini çökebileceğini belirterek, cezaevlerine acil olarak tuz, şeker, temiz su ve B1 vitamini ulaştırılması gerektiğinin altını çizdi. “Açlık grevleri intihar eylemi değil protestodur ve asıl amaç yaşamaktır” diyen Küçükçallı, yetkililerin acil olarak gerekli girişimlerde bulunması gerektiğini söyledi.

‘B1 VİTAMİNİ ÖZELLİKLE VERİLMİYOR’

Küçükçalı’nın ardından konuşan Avukat Gülizar Tuncer, cezaevlerine gerçekleştirdikleri ziyaretler sonucunda, açlık grevine ilk başlayan tutsakların durumunun gittikçe kötüye gittiğinin altını çizerek, cezaevlerinde B1 vitamini sıkıntısı olduğunu söyledi. Tuncer, cezaevlerine B1 vitamini götürme talebinde bulunduklarını; ancak bu talebin cezaevi yönetimi tarafından reddedildiğini belirterek, “Cezaevi yönetimiyle sorun yaşayan mahkumlara özellikle verilmiyor. Açlık grevinde olmalarına karşın cezaevi yönetiminin işkence ve kötü muamele uygulamasına maruz kalıyorlar” diye konuştu. Acil bir durumda cezaevi revirlerinde doktor bulunmadığını da belirten Tuncer, açlık grevine giren tutsakların en fazla 3 kere doktor muayenesine çıkarıldığını ve rutin muayenelerinin yapılmadığını söyledi. “Tedavi kabul etmemek bir tutumdur; ancak tıbbi kontrol yapmamak insanlık suçudur” diye belirten Tuncer, bu uygulamaların asla kabul edilemeyeceğini söyledi.

‘TUTSAKLARIN ÇIĞLIĞI HEPİMİZ İÇİN UYARICI NİTELİKTE’

İstanbul Bağımsız Milletvekili Abdullah Levent Tüzel ise, açlık grevi eylemlerinin özgür olmak adına alınmış kararlar olduğunu vurgulayarak, çözüm bekleyen bu sorunun tüm Türkiye halklarının meselesi olduğunu belirtti. Tüzel, dün Esenyurt’ta yürüyüş yapmak isteyen kitleye müdahaleyi hatırlatarak, AKP hükümetinin kamuoyu yaratılmasını istemediğini söyledi. Anadilde savunma ve eğitim talebi gibi meşru hak olan düşüncelerini ifade ettikleri için binlerce insanın rehin alındığını belirten Tüzel şöyle konuştu: “Türkiye hakları çok ağır bedeller ödedi; ancak Kürt halkı daha fazla bedeller ödedi. Biz Kürt analara söz verdik artık gözyaşı olmayacak diye. Cezaevlerinde yükselen çığlık hepimiz için uyarıcı olmalıdır. Bu eylemlerde hayatını kaybedenler olursa yıllardır acı çeken Kürt halkının umutları kırılacak ve bu başka bir ayağa kalkışın meşru bir ifadesi olacak. Türkiye’de bugüne kadar söz söylemiş herkes hükümetin bu insanlık dışı tutumundan vazgeçirmeye dönük tutum sergilemelidir ve bu bayramı kardeşlik bayramı olarak kutlamak isteyen herkes harekete geçmelidir.”

TUTSAK AİLESİNDEN ERDOĞAN’A ÇAĞRI

3 Ekim’de Giresun E Tipi Cezaevi’nden açlık grevinde olan Ubeyit Şen’in Babası Hasan Şen de, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümete seslenerek, “Üç maymunu oynamayın. Bu talepler uluslararası kamuoyunda meşru kabul edilen taleplerdir. Dünya’da 7 bin dil varken sadece Kürtlerin dillerine kısıtlama var. Bu taleplerin önündeki engeller kaldırılsın. Ya bu talepler kabul edilecek ya da ölümü göze alarak bu talepler için mücadele edeceğiz” dedi. Barış Annesi Döndü Ergin ise, 30 yıldır süren bu savaşı durduracak geminin kaptanının PKK Lideri Abdullah Öcalan olduğunu söyleyerek, “Biz bunları 12 Eylül’de Diyarbakır zindanlarında yaşadık. İnsanım diyen herkese sesleniyorum bu sese kulak versinler. Bu çocuklara bir şey olursa ellerimiz buna göz yumanların yakasında olacak” dedi.

Tuncel barikatı aştı, açlık grevine başladı

Açlık grevinin sürdüğü cezaevlerinden Bakırköy Cezaevi önünde aileler ve BDP’lilerin yapacağı eylem engellenirken polis barikatını aşan BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve 2 BDP’li açlık grevine başladı. Polis saldırısında yaşlı bir kadının kolu kırılırken 5 kadın ise hastaneye kaldırıldı.

BDP İstanbul Kadın Meclisi öncülüğünde Bakırköy Kadın Cezaevi önünde başlatılmak istenen 3 günlük açlık grevi eyleminin polislerce engellenmesi üzerine yüzlerce kişi polis barikatı önünde oturma eylemi düzenledi.

Aralarında BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, BDP İl Eşbaşkanı Asiye Kolçak, sanatçı Ferhat Tunç’un yanısıra kadınların çoğunluğu oluşturduğu yüzlerce kişi “Ji Öcalan ra azadî bi mafe bi zimane dayîke perverdehî u mafe bi zimane dayîke xweparastin”, “Kadınlar ölüm istemiyor” pankartları altında “Çığlıkları duy duyur yarın geç olabilir”, “Talepler kabul edilsin” dövizleri açan kitle sık sık, “Erdoğan şaşırma sabrımızı taşırma”, “Be Serok jiyan nabe”, “Biji berxwedana zindanan” sloganlarını attı.

Oturma eylemine polislerin gaz bombaları ve tazyikli suyla saldırması ardından çatışmalar Şirinevler yönüne kadar yayıldı.

Polis saldırısı nedeniyle yaşlı bir kadının kolu kırıldığı, BDP İstanbul İl Eşbaşkanı Asiye Kolçak’ın da kaşının patladığı öğrenildi. Ayrıca 5 kadın da çeşitli yerlerinden yaralanarak hastanelere kaldırıldı.

Çatışmalar devam ederken, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, BDP PM Üyesi Kibriye Evren, İstanbul Kadın Meclisi Üyesi Kıymet Ilgaz, barikatları aşarak, cezaevi önüne gidip açlık grevi eylemi başlattı.

BDP Bahçelievler İlçesi’ne giden yurttaşlar ise ilçe binasında açlık grevine başlattı. Tuncel, Evren ve Ilgaz akşam saatlerine kadar cezaevi önünde eylemine devam edecek ardından da BDP Bahçelievler İlçe binasına geçerek, burada yurttaşlarla birlikte eylemini sürdürecek.

Kongra-Gel: Serhildanlarla tutsakların sesi olun

Kongra-Gel Başkanı Remzi Kartal, “Zındanlardaki evlatlarımızın yaşamı, halkımızın geliştireceği serhıldanlara bağlıdır” diyerek, Kürt halkına, serhildanlarla tutsakların sesi olmaya çağırdı.

Kongra-Gel Başkanı Kartal, yaptığı açıklamada, İslam alemi kutsal Kurban Bayramı’nı karşılarken, Kürt halkının “zındanlarda onur mücadelesi veren evlatlarının sesini sağır kulaklara kör vicdanlara duyurmaya” çalıştığını belirtti.

Tutsakların açlık grevlerinin bugün 43. gününe ulaştığını belirten Kartal, tutsakların eylemleri ile, AKP devletinin yürüttüğü savaşın durması, Kürt ve Türk gençlerinin ölümlerinin önünün alınması ve barışın yolunun açılması gibi yüce amaçlar için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sağlığı, güvenliği ve çözüm için özgür çalışma koşullarının yaratılmasını, anadilde eğitim ve savunma hakkını istediklerine dikkat çekti.

“Siyasi tutsaklar bunun için kendi bedenlerini ölüme yatırmış bulunuyorlar. İnsanlar ölmesin diye kendi yaşamlarını ortaya koyuyorlar ve her geçen gün eriyorlar” diyen Kongra-Gel Başkanı, Türk Başbakan Erdoğan ile AKP hükümetinin tutumuna dikkat çekti.

“Ancak vicdanı kör olan Erdoğan zındanlardan yükselen bu sesi görmek ve duymak istemiyor. Çünkü iktidar hırsı o kadar gözlerini ve vicdanını kör etmiş ki, kendisine o kadar sevdalı ki, kendi geleceği dışında hiçbir şeyi gözleri görmüyor, görmek istemiyor.”

Tutsakların sesini Erdoğan ve tüm dünyaya duyuracak ve ‘Kör vicdanları ve de sağır kulakları açacak” olan Kürt halkının görkemli mücadelesi olacağını belirten Kartal, ”Zındanlardaki evlatlarımızın yaşamı, halkımızın geliştireceği serhıldanlara bağlıdır” dedi.

“Gelinen nokta sözün bittiği yerdir” diyen Remzi Kartal, “Zındanlarda her an şahadetler yaşanabilir. Bunu durdurmak için tüm halkımız seferber olmalıdır. Bütün yaşamımız tamamen buna kilitlenmelidir. Bu amacın dışında olan herşeyi kendimize haram etmeliyiz” çağrısında bulundu.

12 Eylül rejimini dize getiren zindan direnişi geleneğinin, günümüzde de faşist AKP rejimini dize getireceğini kaydeden Kartal devamla şöyle dedi:

“82 zından direnişi Kürt halkının kaderi haline getirilmiş olan teslimiyeti ve ihaneti durdurdu. Önder Apo’nun İmralı zından direnişi Kürt halkına karşı oluşturulan yüzyıllık uluslararası ve bölgesel konsepti boşa çıkardı ve demokratik toplum sistemini inşaa edecek ideolojik ve örgütsel gücü yarattı. 2012 zından direnişleri ise final dediğimiz bu süreçte AKP rejimini çözüme mecbur edecek tarihi bir rol oynamaktadır.”

Kongra-Gel Başkanı Kartal, “Gün serhıldanlar ile zındanlarda her an yaşanacak olası ölümleri durdurma günüdür. Gün serhıldanlar ile yaşamı ve özgürlüğü yaratacağımız gündür” diyerek Kürt halkını serhildana çağırdı.

Siirt’te tutsakların durumu ağırlaşıyor

Siirt E Tipi Cezaevi’nde bulunan ve süresiz dönüşümsüz açlık grevine 12 Eylül’deki ilk grupta başlayan 10 tutsağın sağlık durumları ağırlaşıyor.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması, Kürt halkının demokratik haklarının verilmesi için 43 gündür süresiz dönüşümsüz açlık grevinde bulunan tutsakların sağlık durumları giderek kötüleşiyor.

Siirt E Tipi Cezaevi’nde bulunan PKK ve PAJK’lı tutsaklardan Gülistan Abdo, Gülan Kılıçoğlu, Emel Gültekin, Dilşah Kocakaya, Rızgar Turhan, Burhan Eviz, Tevfik Özdemir, Erdi Çelik, Abdurrahman Budak, Lokman Karaşi açlık grevine 12 Eylül’de başlayan ilk grupta yer alıyordu.

GÜLTEKİN’İN MİDESİ ARTIK SIVI KABUL ETMİYOR

Siirt E Tipi Cezaevi’nde kalan tutsaklar açlık grevindeki arkadaşlarının durumlarını bir mektupla anlattı.

Tutsaklarda mide bulantısı, düşük ve yüksek tansiyon, burun kanaması, göz karartısı, yüksek ateş ve üşüme, kemik ağrısı, uykusuzluk, sese karşı aşırı hassasiyet, kusma, kan akıtma, baş dönmesi gibi belirtilerin arttığı bildirildi.

Emel Gültekin’in midesinin artık sıvı da kabul etmediği kaydedildi. Mektupta,‘Kritik eşik’ denilen süreci geçen tutukluların, ciddileşen sağlık sorunlarına rağmen “Eğer çözüm gelecekse, barış gelecekse, her türlü bedele hazırız” diyerek, büyük bir morale sahip oldukları kaydedildi.

EYLEMCİLER YALNIZLAŞTIRILIYOR

Tedavi kabul etmeyen tutukluların, cezaevi yönetimi tarafından ayrı bir koğuşa alınmaya başlandığı da bildirildi. Tutuklular “Cezaevi yönetimi grevdeki arkadaşlarımızı bizden ayrı odalara götürüyor. Müdahale etmek ve kimsenin onlara yardım etmesini engellemek için bunu yapıyorlar. Arkadaşlarımız bireysel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için, onların yanında olmamız gerektiğini söyledik. Ancak buna rağmen henüz izin verilmedi” dedi.

Tutsaklar: AKP müdahaleye hazırlanıyor

Süresiz dönüşümsüz açlık grevindeki tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, AKP Hükümeti’nin eyleme müdahaleye hazırlandığına dikkat çekerek kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu. Bayramı kutlamayacaklarını ve görüşe çıkmayacaklarını belirten Kaya, Kürt halkını kesintisiz nöbet eylemine çağırdı.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması ile anadil üzerindeki baskıların sona ermesi talebi ile 43 gündür devam eden süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan tutsaklar adına Deniz Kaya bir açıklama yaptı.

Yapılan yazılı açıklamada “Halkımızın ve kamuoyunun bilmesini istiyoruz ki; eylemimizi büyük bir kararlılık ve inançla sürdürüyoruz” diyen Kaya, taleplerinin muhatabının AKP hükümeti ve Adalet Bakanlığı olduğunu kaydetti. Kaya, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Taleplerimize yanıt vermesi gereken AKP hükümeti ve bakanlık, taleplerimizin karşılanması yerine, açlık grevine giren arkadaşlarımıza karşı baskı ve işkence uygulamalarını arttırmış durumdadır. Birçok cezaevinde açlık grevine giren arkadaşlarımız tek kişilik hücrelere atılmış ve her gün 24 saat baskı altına alınmışlardır.”

‘HÜKÜMET MÜDAHALEYE HAZIRLANIYOR’

Silivri, Şakran ve Tekirdağ cezaevlerinde bulunan arkadaşlarının tek kişilik hücrelere alındığını ve Antep’te bulunan arkadaşlarının ise gece yarısı operasyonu ile başka cezaevlerine sürgün edildiklerini belirten Kaya, gardiyanlar tarafından baskı uygulandığını aktardı. “Siirt’te açlık grevine giren arkadaşlarımız hücre cezaları ve disiplin soruşturmaları ile tehdit edilmektedir. Yine Karadeniz’de açlık grevinde bulunan arkadaşlarımıza karşı, asker-gardiyanlar tarafından tehditler yapılmakta ve fiziki-psikolojik baskılar uygulanmaktadır” diyen Kaya, kamuoyuna duyarlı olmaları yönünde çağrıda bulunarak, Hükümet ve Bakanlığın kendilerine müdahalede bulunmaya hazırlandıklarını kaydetti.

‘ZORLA TEDAVİYİ KABUL ETMEYECEĞİZ’

AKP hükümetini ve Bakanlığı uyardıklarını belirten Kaya, arkadaşlarına karşı sergilenecek en ufak bir yönelim, işkence veya zor uygulamaları karşısında misliyle cevap vermekten geri kalmayacaklarını ifade etti. “Taleplerimizin karşılanmaması ve arkadaşlarımıza karşı gerçekleşecek müdahalelerde, yaşanacak olan olumsuz durumlardan ve şahadetlerden AKP hükümeti ve Bakanlık sorumlu olacaktır. Kamuoyuna bir kez daha ilan ediyoruz; zorla tedaviyi kabul etmeyeceğiz. Tüm arkadaşlarımız zorla tedavi karşısında direnecek ve eylemine devam edecektir” ifadelerine yer veren Kaya, “Tabip birlikleri, sağlık kuruluşları ve tüm ulusal-uluslararası insan hakları çevrelerine, aydın ve yazarlara çağrıda bulunuyoruz. Çok geç olmadan, acilen açlık grevi eylemcilerinin bulunduğu cezaevlerine gelin. Arkadaşlarımız ölümün kıyısındadırlar” dedi.

KESİNTİSİZ NÖBET EYLEMİNE ÇAĞRI

“Cezaevlerinde arkadaşlarımız dirhem dirhem erirken, kimse bizden bayramı kutlamamızı ve görüşlere çıkmamızı beklemesin” diyen Kaya, açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı: “Önder Apo’nun özgürlüğü, halkımızın kurtuluşu, ülkemizin statüsü için, başta ailelerimiz olmak üzere, tüm halkımızı bizlerle birlik olmaya, kesintisiz bir biçimde serhıldan hareketine katılmaya çağırıyoruz. Tüm ailelerimizi ve Kürdistan halkını, Kürdistani tüm kurum ve çevreleri, cezaevleri önünde özgürlük platformları kurmaya, kesintisiz nöbetler tutmaya çağırıyoruz.”

Adalet Bakanı: Sesinizi duyduk, eylemi bırakın!

Sincan Cezaevi’ni ziyaret eden Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ziyaretinin ardından yaptığı basın toplantısında açlık grevlerinde olanların seslerini duyduklarını, bu konuda çalışma yaptıklarını söyleyerek eylemlerine son vermelerini istedi.

Cezaevi çıkışında basın mensuplarına açıklamada bulunan Bakan Ergin, cezaevlerinde halen 680 kadar tutuklu ve hükümlünün açlık grevinde olduğunu belirterek, “Büyük bir titizlikle takip edip olumsuz bir durum oluşmaması için her türlü tedbiri aldık” dedi.

Açlık grevlerinin cezaevlerinin koşullarıyla ilgili olmadığını, “cezaevi koşulları dışındaki konularla ilgili hepinizin bildiği taleplerdir” diyen Ergin, AKP Kongresi’nde anadilde savunma hakkının 2023 yılı hedefleri içinde yer alması doğrultusunda bir çalışma başlattıklarını belirtti.

Bakan Ergin, “Bu çalışmaları Bakanlar Kurulu’nun dikkatine sunmak için hazırlanıyoruz. Bu eylemi yapanlara sesleniyorum, maksat sesinizi duyurmaksa o ses duyuldu ve çalışmalar yapılıyor. Kendi bedeniniz, kendi sağlığınız ve aileleriniz için bu eylemden vazgeçin” dedi.

Bakan Engin, anadilde savunma hakkı konusunda AKP’nin 2023 hedeflerini göstermesine karşın açlık grevindeki tutsakların PKK lideri Abdullah Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük şartlarının yerine getirilmesi taleplerine ilişkin bir soruya, “Talepler içinde olan savunma hakkına ilişkin çalışmamız var. Onun dışındaki hususları sizlerle paylaşacak aşamada değilim. Paylaşılacak aşamaya gelindiğinde paylaşırız” demekle yetindi. Ergin, “Tasarıda yer alan aile görüşü Öcalan’ı kapsar mı?” sorusuna ise, “Aile görüşü bir hak olarak değil bir ödül olarak düzenleniyor. Bunu kullanacak hükümlülerin sınırlamalara tabi olmaması şartı var. Ama sınırsız bir uygulama olmayacak” diyerek tecridin devam edeceğinin sinyalini verdi.

Bakırköy’de BDP’lilere gaz bombalı saldırı

Bakırköy Cezaevi önünde açlık grevlerine dikkat çekmek isteyen BDP’lilere polis gaz bombalarıyla saldırdı.

BDP İstanbul Kadın Meclisi’nin, cezaevlerinde bugün 43. gününde olan açlık grevlerine destek amacıyla Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde başlatmak istediği açlık grevi engellendi.

3’er günlük dönüşümlü süresiz açlık grevi başlatmak isteyen BDP’liler, Bakırköy Cezaevi’ne giden yolun girişinde polis barikatıyla durduruldu. Polis engelini oturma eylemiyle protesto eden BDP’lilere polis saldırdı.

Polisin gaz bombası ve tazyikli su ile yaptığı saldırıya taşlarla karşılık verildi. Polisin attığı gaz bombalarının bir kısmı, cezaevinin karşısında Çocuk Esirgeme Yurdu’nun bahçesine düştü. Çatışmalar, Şirinevler yönüne doğru yayılırken, E-5 karayolunda trafik çatışma nedeniyle tıkandı.

BDP: 30 Ekim’de hayat duracak

BDP 43. Gününe giren süresiz dönüşümsüz açlık grevlerine ilişkin kapsamlı eylem planını kamuoyuna duyurdu. 30 Ekim Salı gününü ‘topyekün direniş günü’ ilan eden BDP, Kürt halkına 30 Ekim günü bulundukları alanlarda hayatı durdurmaya, eyleme geçmeye çağırdı. Eylem planına göre illerde çadırlar kurularak milletvekilleri ve belediye başkanları da açlık grevine girecek.

BDP Genel Merkezi, 14 Ekim’de gerçekleştirilen 2. Olağanüstü Kongre ardından 22 Ekim Pazartesi günü bir araya gelen Parti Meclisi’nin ilk toplantısının sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede cezaevlerinde devam eden süresiz dönüşümsüz açlık grevleriyle ilgili önemli kararlar alındı.

Sonuç bildirgesinde Türkiye’nin kritik bir süreçten geçtiği tespiti yapılarak, “Böylesi bir süreçte partimiz BDP, tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyadır. BDP, Ortadoğu’da ‘Demokratik Halklar Birliği’ stratejisi; Suriye’de Kürtlerin ve tüm halkların/inançların özgürlüğünü, özerk yönetimini kabul eden demokratik bir rejimin inşa edilmesi politik önermesinin sahibidir. Türkiye’de ise partimizin savunduğu, ‘demokratik özerklik hukukuna dayalı demokratik cumhuriyet projesi’, ortak, eşit, demokratik bir gelecek arayışının projesidir” denildi. Bildirgede, “Yeni statükonun temsilcisi AKP hükümeti ise devletin tüm olanaklarını seferber ederek, bu çözüm gücünü boşa çıkartmak istiyor. Savaş bütün ağırlığıyla sürüyor. Siyasi operasyonlar devam ediyor, politik tutsakların anadillerinde savunma hakkı engelleniyor ve birbiri ardına ağır cezalar veriliyor. Kürt halkının ‘Önder’ olarak kabul ettiği Sayın Abdullah Öcalan’a İmralı’da 1 buçuk yıldır ağır bir tecrit ve buna karşın müthiş bir direniş devam ediyor” ifadesi kullanıldı.

Önümüzdeki dönem planlaması, Merkez Yürütme Kurulu seçimlerinin yapıldığı toplantıda temel gündemin cezaevlerindeki açlık grevi olduğuna vurgu yapıldı.

12 Eylül’de başlayan ve bugün itibariyle 43. gününe giren süresiz ve dönüşümsüz açlık grevlerinin; hem talepleri açısından, hem de taşıdığı hayati risk açısından temel gündemleri olduğuna vurgu yapan BDP açıklamasında “Bu direniş, çözümsüzlük siyasetine bir müdahaledir. AKP hükümetinin imha ve tasfiye konseptine karşılık, çözümün önünü açmak amacıyla yapılan bu fedai direnişi selamlıyoruz” denildi.

Açıklamada Türkiye demokratik kamuoyuna “ilk grupta olanlar ölümün kıyısına gelip dayandı. Bu açlık grevi bir çığlıktır. “Sesimizi duyun, bu zulmü ve ölümleri durdurun” diyen bir çığlıktır. Ölümleri durdurmak için yarın çok geç olabilir. Türkiye demokratik kamuoyunu açlık grevindeki politik tutsakların sesini duymaya, ölümleri durdurmak için harekete geçmeye çağırıyoruz” çağrısında da bulunuldu.

“Arkadaşlarımızın yaşamlarını kaybetmelerine, cezaevlerinden tabut çıkmasına izin vermeyeceğiz. Ölümleri durduracak biricik güç halkımızın cesareti, kararlılığı ve direnişi olacaktır” denilen açıklamada, Parti Meclisi’nin açlık grevleriyle ilgili planlaması da açıklandı.

30 EKİM GÜNÜ ‘TOPYEKÜN DİRENİŞ GÜNÜ’

Buna göre, açlık grevlerinin kritik aşamaya ulaşmasından hareketle BDP Genel Merkezi ve yerel örgütlerin bir bütününde sürekli eylem planlamasıyla, “demokratik sivil bir direniş hattı oluşturulması” kararına ulaşıldı.

Bu kapsamda 30 Ekim Salı günü ‘topyekün direniş günü’ ilan edildi. Açıklamada şu çağrıda bulunuldu:

“Taleplere yanıt verilmesini sağlamak, çözüme giden yolu açmak ve olası ölümleri engellemek için 30 Ekim 2012 Salı gününü ‘topyekûn direniş günü’ olarak ilan ediyor, tüm halkımızı bulundukları alanda hayatı durdurmaya çağırıyoruz. Yaşamı savunmak, ölümlerin önüne geçmek için böylesine güçlü ve topyekûn bir duruşu gösteremezsek, tarih karşısında sorumlu oluruz. Bu nedenle tüm il ve ilçe örgütlerimiz, parti yönetici ve üyelerimiz tarihsel bir sorumlulukla, bu kararı uygulamak için gerekli çalışmaları yürütecektir. Türkiye demokratik kamuoyunun, çözümden, barıştan, demokratik ortak bir gelecekten yana olan herkesi de bu eyleme destek vermeye davet ediyoruz.”

MİLLETVEKİLLERİ VE BELEDİYE BAŞKANLARI DA AÇLIK GREVİNE GİRECEK

Planlamada yer alan diğer önemli maddeler ise şöyle sıralandı:

“- Açlık grevi hakkında bilgi vermek ve duyarlılık çağrısında bulunmak amacıyla, Kürdistan’ın diğer parçalarındaki parti ve liderlere, Avrupa’daki insan hakları örgütlerine, BM ve AB’nin insan haklarıyla ilgili birimlerine, AB ülkeleri liderlerine ve Türkiye büyükelçiliklerine, ABD senatör ve kongre üyelerine, Avrupa konseyinin ilgili birimlerine, uluslar arası kanaat önderlerine ve yabancı gazetecilere Eş Genel Başkanlarımızın imzalarıyla mektuplar iletilecektir.

-TUHAD-FED ‘in ailelerle birlikte yapacağı etkinliklere il örgütlerimiz destek sunacaktır.

-Daha önce “Genel Merkez Açlık Grevlerini İzleme Komisyonu” olarak görevlendirdiğimiz Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonumuzda yer alan avukat arkadaşlarımız, açlık grevinin sürdürüldüğü cezaevlerini kısa aralıklarla ve sürekli ziyaret edecek, durumu raporlaştıracak ve günlük olarak basınla paylaşılacaktır. Komisyonumuz Sivil toplum ve demokratik kitle örgütleriyle sürekli bir ilişki ve paylaşım içinde olacaktır.

-Tüm il ve ilçe örgütlerimiz, 30 Ekim 2012 tarihine kadar kitlesel olarak AKP teşkilat binaları önüne mutlaka siyah çelenk bırakacaklardır.

-İl Örgütlerimiz uygun olan tüm mahallelerde, uygun yerlere “Açlık grevindeki tutsaklar yalnız değildir” çadırları kuracaktır. Genel Merkez Yöneticilerimiz, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız bu çadırlarda; açlık grevinin durumunu, tutsakların haklı ve meşru taleplerini yapacakları toplantılarla halkla paylaşacaklardır. Milletvekillerimiz ve belediye başkanlarımız da çadırlarda destek amaçlı yapılacak dönüşümlü açlık grevine katılacaklardır.”

BATMAN, ADANA VE DİYARBAKIR’DA BÜYÜK MİTİNGLER DÜZENLENECEK

BDP ayrıca her il ve ilçe örgütünün kendi planlamalarını çıkararak tutsakların taleplerini her gün yürüyüş vb etkinliklerle gündemde tutacağını belirtti.

Ulaşılan kararlara göre, bugün Midyat Cezaevi önünde BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın katılımıyla gerçekleşen kitlesel basın açıklamaları önümüzdeki günlerde diğer cezaevleri önünde de devam edecek.

Demirtaş, yarın da Urfa cezaevi önünde yapılacak kitlesel basın açıklamasına katılacak.

27 Ekim tarihinde Batman’da,

28 Ekim tarihinde Adana’da gerçekleştirilecek mitingler BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın katılımıyla gerçekleştirilecek.

3 Kasım’da Diyarbakır’da yapılacak mitinge de BDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak katılacak.

KAYNAK: http://firatnews.org/index.php

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code