Hayvanat Bahçesinden Toplu Şempanze Firarı

Çarşamba günü 5 şempanze Almanya/Hannover’daki hayvanat bahçesinden kaçtı ! Hayvanların ellerindeki ağaç dalıyla insanları korkuttuğu ve 5 yaşında bir kızı yaraladığı söyleniyor. Hayvanların dördü bir müddet sonra bölmelerine geri dönerken 5. ve en yaşlı şempanzenin baş gorili görmeye gittiği belirtildi.

Dr. Steve Best

Sanki hayvanların düşünen, hisseden, hassas özneler olup baskı ve esareti bizlerden hiç te farklı olmayan biçimlerde tecrübe ettiğini, özgürlüğe bizim gibi ihtiyaçları olduğunu, kendilerini ezenlere karşı direneceklerini ve özgürlükleri için mücadele edeceklerini , anlamak  için başka bir kanıta ihtiyacımız varmış gibi;

Ama bu şempanzeler öyle değiller; onlar Büyük Kaçışlarını ellerinde artık ne tür araçlar varsa, aynen insan mahkûmlar gibi, kullanarak metodik olarak planladılar.

Yıllar önce şöyle yazmıştım:

Hayvanat bahçelerinin en cezbedici tarafı maddeselliği- o kafesler, demir çubuklar, duvarlar, pencereler, hendekler ve kapalı bölmeler; geceleri çığlıklarla parçalanan bir acının ve yalnızlığın kapalı dünyası; yayılan hastalığın ve ızdırabın bulaşıcı, ağrılı kokuları. Tersine hayvanat bahçelerinin esas ilginç tarafı bütün bunların altındaki psikoloji- doğaya hükmetmek, yaban hayatını evcilleştirmek ve bunu doğayı kendinden daha aşağıda olduğunu ispatlayana dek hayata geçirecek şekilde tahakküm altına almak isteyen insanın kafa yapısı; başlangıcından beri Batı kültürünün tamamını belirleyen  hiyerarşi ve yönetim epistemolojileri. Sadece belli hayvanat bahçesi hayvanlarından bizi ayırmak için değil, bir bütün olarak bütün doğadan koparmak isteyen kopuş mimarileri; bunlar ontolojik birer ayrım noktası. Hayvanat bahçeleri bizleri belirli hayvanlardan değil, genel olarak, kendi hayvanlığımızdan, evrimsel mirasımızdan, biyolojik atalarımızdan- evrimin dinamik macerasını beraber paylaştığımız o duygu sahibi ve düşünen canlılardan, varoluşları kendi varoluşumuzun patikalarını yaratmış olan o canlılardan ayırıyor. Bu yüzden duvarlar  fizikselden  çok kültürel bir kopuşun araçları; bu duvarlar  evrimsel bir süreci ortaya koymaktansa hayatı “biz”e karşı “onlar” şeklinde  ikiye ayırıyor.

Elbette hayvanat bahçesi sahipleri, baskı uygulayanlar ve onların şirket medyalarındaki türcü ajanları olayları böyle görmüyor. Belki de bu hikâyedeki en yakıcı ironi, hayvanat bahçesi denen hapishanelerin en yakın biyolojik akrabalarımızı  kurumsal esaret ve  kontrol aracılığıyla terörize etmesi, ezmesi, fiziksel ve psikolojik olarak istismar etmesidir. Ancak hayvan özgürlüğü hareketinde görüldüğü gibi köle direnişleri ve ayaklanmaları ne kadar “terörizm” olarak yaftalansa da aslında gerçek şiddet, baskı ve terörizm; “anlam”ın eğilip bükülmüş düzeni içerisinde ya ticaret , ya eğlence, ya araştırma ya da bir başka isimle anılan sapık kavramların ta kendisi.

http://hayvanozgurluguhareketi.com/2012/07/18/hayvanat-bahcesinden-toplu-sempanze-firari/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

code